Mandalinasını satmak için her yolu deneyen ancak kapısı çalınmayan Niyazi Arslan, piyasadaki durgunluktan ve maliyetlerin altında ezilmekten şikayetçi. Arslan, piyasadaki durumu şu sözlerle özetledi:
“Ben kalp hastasıyım, buna rağmen ayakta durmaya çalışıyorum. Bugün mandalina için 4,5 TL’den ilan verdim. Daha önce 6 TL veren bile çıkmadı. Bu fiyata satsam bile bana ne kalacak? Ürünler dalında bekledikçe yumuşuyor, çürüyor. Tüccar geldiğinde bunları almayacak. Masrafları çıktığımızda kiloda elime sadece 1 TL para kalıyor. Hesap ortada; 1 ton mandalina satacağım, karşılığında ancak 1 kilo kıyma alabileceğim. Bu akıl kârı mı?”
Sorunun sadece rekolte ya da deprem olmadığını savunan Arslan, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ziraat Odaları’nın planlama hatalarına dikkat çekti. Hataylı üreticinin pazar payının Adana’daki kontrolsüz üretim artışı nedeniyle daraldığını belirten Arslan, “Bizi mahveden Çukurova’daki yanlış tarım politikasıdır” dedi.
Arslan, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Adana’da pamuk ekilmesi gereken yüz binlerce dönüm araziye narenciye ekimi izni verildi. 400-500 bin dönüm arazide mandalina üretiliyor. Depremden sonra zaten ihracatçıların çoğu Adana tarafına kaydı. Bir tüccar neden Hatay’a gelsin? Adana ile Hatay arasında 200 kilometre mesafe var. Yakıt fiyatları belli, üzerine bir de işçi bulma sıkıntısı eklenince tüccar doğal olarak Adana’daki malı tercih ediyor. Hataylı üretici burada kaderine terk ediliyor.”




Yorumlar kapalı.