Altın fiyatlarındaki bu sert kırılmanın arkasında tek bir nedenden ziyade, birbirini tetikleyen makroekonomik faktörler zinciri yatıyor.
1. ABD Tahvil Faizlerindeki Ralli:
Altının en büyük rakibi her zaman faiz getirisi olan risksiz varlıklardır. ABD 10 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 4,40 gibi kritik seviyelere tırmanması, kurumsal yatırımcıların ilgisini bu yöne kaydırdı. Düzenli ve risksiz getiri sunan tahvillerin cazibesi artarken, doğası gereği faiz getirisi olmayan altından büyük bir sermaye çıkışı yaşandı.
2. Fed’in Sıkı Para Politikası İnadı:
Piyasalar uzun süredir ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesini bekliyordu. Ancak küresel enerji fiyatlarındaki artış ve inatçı enflasyon verileri, bu beklentileri boşa çıkardı. Fed’in faizleri uzun süre yüksek tutacağı algısının güçlenmesi, ons altın üzerindeki baskıyı derinleştiren en önemli ikinci faktör oldu.
3. Likidite Sıkışıklığı
Uzmanlara göre piyasadaki satış dalgası bir panikten ziyade matematiksel bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Özellikle petrol fiyatlarındaki ani yükselişler, piyasada teminat açığı (margin call) yarattı. Kaldıraçlı işlem yapan dev fonlar ve yatırımcılar, acil nakit ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına en hızlı nakde çevrilebilen (yüksek likiditeye sahip) varlık olan altını satmak zorunda kaldı.




Yorumlar kapalı.