ATM’lerdeki bu sessiz sedasız başlayan değişiklik, günlük hayatın içinde yer alan ve nakit parayla dönen küçük ölçekli harcamaları doğrudan vurdu. Sabah fırından alınan simit, öğrencilerin günlük harçlıkları, dolmuş ücretleri ve toplu taşıma kartlarına yapılan dolumlar gibi 20 ila 50 TL bandındaki tüm mikro harcamalarda nakit krizi baş gösterdi.
Türkiye gazetesinin haberine göre; vatandaşın cebindeki en küçük banknotun mecburen 100 TL’ye yükselmesi, nakit ticaretin en yoğun olduğu semt pazarlarında ve sokak genelinde alışverişin ritmini bozdu. Bu durumdan en büyük zararı ise hesabında 40 TL veya 70 TL gibi 100 TL’nin altında bakiyesi bulunan öğrenciler ve dar gelirli kesim gördü. ATM’lerin küçük miktarlarda para vermemesi nedeniyle, bu düşük bakiye tutarları banka hesaplarında adeta rehin kaldı.
Küçük banknot eksikliğinin faturası en ağır şekilde bakkal, tekel bayii, eczane ve pazarcı gibi mahalle esnafına kesildi. Gün içinde müşteriye para üstü yetiştirmekte zorlanan işletmeler, çareyi çevredeki diğer dükkanlardan bozuk para toplamakta buluyor. Birçok esnaf, sabah mesaisine kendi işini gücünü bırakıp dükkan dükkan gezerek para bozdurarak başlıyor.
Özellikle küsuratlı alışverişlerde yaşanan para üstü sıkıntısı, ticari işletmeler ile vatandaşlar arasında zaman zaman gerginliklerin yaşanmasına da zemin hazırlıyor. Eczanelerde ortaya çıkan küsuratlı ilaç fiyat farkları ya da pazarlarda tartı sonrasında gramaja bağlı olarak oluşan ufak tutarlar, ödeme noktalarında kriz noktasına ulaşıyor.
Yaşanan bu banknot krizini değerlendiren Ekonomist Ahmet Karaoğlu, durumun bankaların basit bir operasyonel tercihi gibi durmasına rağmen aslında enflasyonun banknot kompozisyonunu yutmasının fiziksel bir sonucu olduğunu ifade etti. Karaoğlu, şu uyarılarda bulundu:




Yorumlar kapalı.