Otomotiv dünyasında elektrifikasyon rüzgarı her geçen gün daha da güçlenirken, markalar tam elektrikli modellere geçiş sürecinde köprü teknolojilere yatırım yapmaya devam ediyor. Audi’nin Premium Platform Combustion (PPC) adını verdiği yeni platformunda A5 ve Q5 gibi modellerle sunduğu MHEV Plus da tam olarak bu felsefenin bir ürünü. Standart 48V yarı hibrit sistemlerin yeteneklerini bir adım öteye taşıyan bu teknoloji, “hafif” hibrit kavramının sınırlarını zorluyor.
Standart MHEV sistemleri, genellikle kayışla motora bağlı bir marş jeneratörü (BAS) kullanarak araca küçük bir destek sağlar ve sarsıntısız bir start-stop deneyimi sunar. MHEV Plus ise denkleme çok daha yetenekli bir oyuncu ekliyor: Güç Aktarma Organı Jeneratörü (PTG).
İşin sırrı da tam olarak burada yatıyor. PTG, şanzımanın çıkışına entegre edilmiş, kompakt ama güçlü bir elektrik motorudur. Bu motor, standart MHEV’lerdeki gibi sadece destek olmakla kalmaz, aynı zamanda tek başına aracı gerçekten hareket ettirebilecek güce sahiptir. Sistem, PTG’nin yanı sıra alışkın olduğumuz kayışlı alternatör marşı (BAS) ve gücü depolayan 48 voltluk bir lityum-demir fosfat (LFP) bataryadan oluşuyor.
Bu üçlünün akıllı bir yazılımla yönetilmesi sayesinde MHEV Plus, adeta bir yarı hibrit ile tam hibrit arasında bir köprü görevi görüyor.
Teknik detaylar bir yana, bu sistemin direksiyon başındaki sürücüye ve yolculara sunduğu somut faydalar oldukça dikkat çekici.

MHEV Plus’ın en büyük farkı, aracı düşük hızlarda tamamen elektrikli olarak hareket ettirebilmesidir. Bu sayede park ve manevra yaparken, sıkışık trafikte yavaşça ilerlerken veya bir yerleşim yerine yaklaşırken içten yanmalı motor tamamen kapalı kalabilir. Bu durum hem sıfır emisyonlu bir sürüş sağlar hem de kabin içindeki sessizliği ve konforu artırır. Ayrıca motor kapalıyken bile klimanın çalışmaya devam etmesi, özellikle kırmızı ışık beklemelerinde konforu kesintiye uğratmaz.




Yorumlar kapalı.