Son dönemde kredi notu iyi olmasına rağmen bankalardan olumsuz yanıt alanların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bankacılık kaynakları, bu durumun temel nedeninin hesap kullanım alışkanlıkları olduğunu vurguluyor.
Bankalar, “davranışsal risk analizi” adı verilen yeni bir değerlendirme yöntemi uyguluyor. Bu sistemde müşterinin hesabına giren ve çıkan paranın düzeni, harcama alışkanlıkları ve ödeme profili analiz ediliyor.
Düzenli maaş girişi, fatura ödemeleri ve standart harcamalar düşük riskli kabul edilirken; sık yapılan açıklamasız transferler, ani para hareketleri ve bahis ile oyun sitelerine yönelik ödemeler riskli işlemler arasında yer alıyor. Bu durum, bankalar açısından kredi geri ödeme kapasitesiyle ilgili ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor.
Bankalar bu kontrolleri büyük ölçüde otomatik sistemler aracılığıyla yürütüyor. Kara para aklama ve finansal suçlarla mücadele kapsamında kullanılan AML (Anti-Money Laundering) yazılımları, müşterilerin hesap hareketlerini geçmiş dönemlerle karşılaştırıyor.
Yapay zekâ destekli analizlerde olağan dışı işlemler tespit edildiğinde müşteri, bankanın iç sistemlerinde “yüksek riskli” olarak işaretlenebiliyor. Bu işaretleme, ilerleyen süreçte kredi ve kredi kartı başvurularının otomatik olarak reddedilmesine yol açabiliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Adli Bilişim Uzmanı Ali Murat Kırık, kredi notunun artık tek başına belirleyici olmadığını vurguladı. Kırık, “Düzenli gelir, öngörülebilir harcamalar ve tutarlı para akışı düşük riskli kabul ediliyor. Gelirle uyumsuz harcamalar ve riskli sektörlerle temas ise kredi değerlendirmesinde dezavantaj oluşturuyor” dedi.
















