1990’larda keşfedilen ancak ticarileşmesi teknik zorluklar nedeniyle geciken LMR bataryalar, katot malzemesinde yüksek oranda mangan kullanarak nikel ve kobalt gibi pahalı ve çevresel açıdan sorunlu metallere bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Bu sayede LFP bataryaların maliyet avantajına ve güvenliğine yaklaşırken, nikel mangan kobalt (NMC) bataryaların enerji yoğunluğuna rakip olabilecek bir potansiyel sunuyor.
GM, 2015’ten bu yana LMR teknolojisi üzerine yoğun Ar-Ge çalışmaları yürüttüğünü ve bu alanda 200’den fazla patent aldığını gururla açıklıyor. Güney Koreli batarya devi LG ile güçlerini birleştiren GM, özellikle prizmatik hücre tasarımına odaklanarak 2028 yılında LMR bataryalı ilk araçlarını yollara çıkarmayı planlıyor. GM’in iddiasına göre bu yeni nesil bataryalar, mevcut LFP’lere kıyasla %33 daha yüksek enerji yoğunluğu sunacak ve batarya paketinde %50 daha az parça kullanılmasını sağlayacak.
General Motors’un elektrikli araç stratejisinin merkezinde yer alan LMR bataryalar, şirketin 2040’ta karbon nötr olma ve 2025’e kadar 30 yeni elektrikli model piyasaya sürme hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayacak.
GM ve LG iş birliği, LMR bataryaların seri üretimine odaklanabilecek ikinci bir batarya fabrikası kurma planıyla da destekleniyor. Kulislerde, GM ve LG’nin LMFP (lityum mangan demir fosfat) adı verilen bir türev teknoloji üzerinde de çalıştığı konuşuluyor. Bu, LMR’nin enerji yoğunluğunu artırırken LFP’nin güvenlik mirasını koruma çabası olarak yorumlanıyor.





Yorumlar kapalı.