Hurma, gelincik, safran, melisa otu, lavanta, ısırgan otu, gül, nar çiçeği ve portakal çiçeği gibi birçok bitkinin sirkesini ürettiğini belirten Hatice Köse, sirkeye olan ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını belirtti. Köse, “Çocukken köyde anneannem üzüm pekmezi yapımı sonrası üzüm sirkesi yapmış ve kanepe altına koymuştu. Sirkenin üzerinde oluşan anayı günlerce takip etmiş büyük bir merakla izlemiştim. Adana’da yıllar sonra şifa niyetine kendim için ürettim. Komşular, akrabalar gördükçe istediler. Sirkeler beğenilip talep edilince daha çok üretmeye başladım ve şuan yıllık 700 litreye kadar üretime ulaştım” dedi.
Sirke üretiminin kendisi için bir tutku olduğunu ifade eden Köse, “Bölgemizde birçok şifalı alternatif tıpta kullanılan ürünler var. Sirke atalarımızdan günümüze gelen bir şifa kaynağı. Önemli olan temiz bir şekilde sirke analarını sağlıklı bir şekilde oluşturulunca bölgedeki tüm çiçeklerin, bitkilerin sirkesi oluyor. 37 çeşit bitkiden sirke üretimini başardım. Hepsinin ayrı ayrı şifası var. Ama alternatif tıpta olsa hekime danışılmadan kullanılmamalı. Eşim gelincik çiçeği hediye getirmişti ‘nerede’ diye sorduğunda sirke olarak kendisine gösterdim çok şaşırmıştı. Benim için üretmesi keyifli bir ürün” diye konuştu.
2013 yılından bu yana üretim yaptığını belirten Köse, sadece sirke ile sınırlı kalmayarak katran kozalaklarından şurup, kantaron ve gül yağı gibi doğal ürünler de elde ettiğini söyledi. Üretimini severek yaptığını dile getiren Köse, “Severek üretiyorum. Sadece sirke değil bölgedeki katran kozalaklarından şurup, kantaron, gül yağı ve birçok şifalı bitkinin yağını da üretmeyi başardım. Benim için keyifli bir hobi” ifadelerini kullandı.



