1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Dev şirketler işçi çıkarıyor!

Dev şirketler işçi çıkarıyor!

Ekonominin gündemine bomba gibi düşen son haberlerden biri, Türkiye'nin önde gelen holdinglerinden Zorlu Holding'in 2000 kişiyi işten çıkarma kararı oldu. Holding tarafından gerekçe olarak "verimlilik" artışı gösterilse de, ekonomi çevreleri ve uzmanlar bu kararın ardında yatan asıl nedenlerin, uygulanan genel ekonomik politikalar olduğunu belirtiyor. Özellikle holding bünyesindeki Vestel gibi ihracat odaklı dev şirketler, mevcut politikaların doğrudan hedefi haline gelmiş durumda.

featured

Zorlu Holding’den 2000 Kişilik İşten Çıkarma Dalgası: “Verimlilik” mi, Ekonomik Gerçekler mi?

Ekonominin gündemine bomba gibi düşen son haberlerden biri, Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden Zorlu Holding’in 2000 kişiyi işten çıkarma kararı oldu. Holding tarafından gerekçe olarak “verimlilik” artışı gösterilse de, ekonomi çevreleri ve uzmanlar bu kararın ardında yatan asıl nedenlerin, uygulanan genel ekonomik politikalar olduğunu belirtiyor. Özellikle holding bünyesindeki Vestel gibi ihracat odaklı dev şirketler, mevcut politikaların doğrudan hedefi haline gelmiş durumda.

Ekonomi yazarı Remzi Özdemir’in analizlerine göre, bu durumun ana nedeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibinin uyguladığı yüksek faiz ve özellikle “değerli TL” politikası. Vestel gibi şirketler, fabrikalarındaki maliyet artışlarıyla (artan işçi maaşları, enflasyonun Türk Lirası üzerindeki baskısı, artan vergiler ve SGK primleri gibi) karşı karşıya kalırken, yurt dışından elde ettikleri dolar ve euro gelirleri değerli TL politikası nedeniyle sabit kalıyor veya TL karşılığı reel olarak azalıyor. Bu durum, Türk Lirası cinsinden artan maliyetler ile döviz cinsinden gelen ve TL’ye çevrildiğinde reel değeri düşen gelirler arasındaki makası açıyor, şirketlerin kârlılığını bitiriyor ve hatta zarara sürüklüyor. Kaynaklar, Vestel’in yaklaşık 5 milyar dolara yaklaşan borcunun da bu politikalardan kaynaklandığını işaret ediyor.

Sadece Vestel Değil: Borçlar Yüzdürülüyor, Konkordato Riski Büyüyor

Uzmanlar, Vestel’in yaşadığı sıkıntının tekil bir vaka olmadığını, şu anda bankalar tarafından kredileri “yüzdürülen” veya yüzdürülmek zorunda kalınan onlarca büyük şirket olduğunu belirtiyor. Daha önce yalnızca orta ölçekli şirketlerde görülen konkordato (iflas erteleme/koruma) sürecinin, mevcut politikaların devam etmesi halinde önümüzdeki aylarda devasa şirketlerde de görülme riski bulunduğu uyarısı yapılıyor. Türk Hava Yolları (THY), Tüpraş, Koç Holding’e bağlı birçok şirket gibi normalde döviz geliri olan büyük şirketlerin bile zarar açıkladığı veya karlarının devasa oranlarda düştüğü borsadaki sinyallerle görüldüğü ifade ediliyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı’nın “artık takatimiz kalmadı” şeklindeki çarpıcı açıklaması da bu genel zorluğun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Üretim Hatları Türkiye’den Kaçıyor: “Pılımı Pırtımı Toplayıp Gideceğim” Mesajı mı?

Ekonomik zorlukların bir diğer dramatik sonucu ise şirketlerin üretim ve yatırımlarını Türkiye dışına kaydırma eğilimi. Zorlu Holding CEO’sunun Amerika Birleşik Devletleri’nde ciddi fırsatlar gördüklerini ve kaynak/yatırımlarını oraya çevirdiklerini açıklaması, uzmanlarca “biz artık Türkiye’de üretmeyeceğiz, ürünü satacağımız ülkeye ya da başka pazarlara taşıyacağız” yani “pılımı pırtımı toplayıp gideceğim” mesajı olarak yorumlanıyor.

Bu eğilim sadece Zorlu ile sınırlı değil. Kaynaklar, tekstil sektöründe de ciddi bir kriz ve konkordato sürecinin yaşandığını, batmak istemeyen devasa tekstil şirketlerinin üretimlerini Mısır’a taşımaya başladığını belirtiyor. Bu durumun Türkiye’de büyük bir işsizliğe yol açtığı ancak kayıt dışı üretim nedeniyle tam olarak hissedilemediği ifade ediliyor. Benzer bir tablonun, Türkiye’nin bacasız sanayisi olarak görülen turizm sektöründe de yaşandığı, birçok büyük otelin bankalara çok ciddi borçları olduğu ve sektörün de bir çöküş aşamasına geldiği belirtiliyor.

Tüm bu sorunların ana nedeni olarak ise yine uygulanan faiz ve döviz politikaları ile birlikte, geçmişteki “nas var” politikalarının yarattığı enflasyonun faturası gösteriliyor. Uzmanlara göre, Türkiye bu faturanın henüz sadece %10’unu ödedi, geri kalan %90’lık “turpun büyüğü” ise önümüzdeki dönemlerde ortaya çıkacak.

Yüksek Faizle Bile Gelmeyen Sıcak Para ve İmamoğlu Etkisinin Gölgesi

Mevcut ekonomi politikalarının bir diğer dikkat çekici boyutu ise ülkeye sıcak para (carry trade) çekmedeki başarısızlık. Kaynaklar, Türkiye’nin şu anda “dünyanın en yüksek tefeci faizinden iki kademe daha yukarı” bir faiz oranı (yüzde 52 civarı) vermesine rağmen, bırakın doğrudan yatırımı, kısa vadeli sıcak paranın bile gelmediğini vurguluyor.

Dev şirketler işçi çıkarıyor!

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.

Sosyal Medyada Biz