Q4 Sportback e-tron’un tasarımını kısaca özetleyin denilse, bu “muazzam” olurdu. Özellikle test aracımızdaki konfigürasyon, otomobilin dinamizmini zirveye taşıyor. Coupe formlu alçalan tavan çizgisi, kaslı omuz hattı ve agresif tampon tasarımı, S-line paketiyle birleştiğinde ortaya çıkan görüntü, Audi’nin efsanevi RS modellerini andıran bir duruş sergiliyor.
Metalik Aurora Mor rengin derinliği ve 21 inçlik platin grisi Audi Sport jantların heybeti, bu otomobili yoldaki diğer tüm araçlardan anında ayırıyor. Sınıfının en iyi aerodinamik değerlerinden birine sahip olan 0.27’lık sürtünme katsayısı, bu estetik şölenin arkasında ne kadar ciddi bir mühendislik yattığının da bir kanıtı.
Dışarıdaki fütüristik şölenin ardından içeri adım attığınızda, sizi daha tanıdık bir Audi kokpiti karşılıyor. İç mekan, Audi’nin geleneksel tasarım anlayışından izler taşıyor. Özellikle koltuklar, dış tasarımın yarattığı yüksek beklentiyi tam olarak karşılamayabilir. Ancak bu, konfordan ödün verildiği anlamına da gelmiyor. 1000 kilometreyi aşan test sürecimiz boyunca ne sürücü ne de yolcular konfor konusunda en ufak bir şikayette bulunmadı. Yine de, günümüzde artık bu tarz modellerde standart olan koltuk soğutma ve daha cesur tasarımlı koltukların yanında, Q4’ün bu alandaki eksikliği hissediliyor.
Ancak iç mekanın yaşını unutturan bir kozu var: Artırılmış Gerçeklik Destekli Head-Up Display. Bu teknoloji, sürüş deneyimini tamamen başka bir boyuta taşıyor. Navigasyon yönlendirmelerini 10 metre ileride, yolda süzülüyormuş gibi üç boyutlu oklarla gösteren sistem, öndeki aracı takip ederken tamponuna yeşil bir şerit çizerek adaptif hız sabitleyicinin anlık olarak ne kadar hassas çalıştığını da görselleştiriyor. Bu teknoloji, opsiyonel 11.6 inçlik MMI dokunmatik ekran ve standart gelen 10.25 inçlik Audi Sanal Kokpit ile birleştiğinde, sürücüye son derece modern ve sezgisel bir kullanım sunuyor.

Audi Q4, start/stop düğmesine basma zorunluluğunu ortadan kaldıran pratik bir teknolojiye sahip. Sürücü koltuğuna oturup frene bastığınızda araç çalışmaya hazır hale geliyor ve hemen yola çıkabiliyorsunuz; park konumuna alıp, araçtan inmeye niyetlendiğinizde ise kendini kapatıyor. Niyetlenmeye diyorum çünkü otomobilin kendini kapatması için inmenize gerek yok, inmeyi düşünmeniz bile yeterli. Teoride hayatı kolaylaştıran bu özellik, birtakım senaryolarda can sıkıcı bir probleme dönüşebiliyor.
Örneğin, yolcularınız araç içindeyken aracı kısa süreliğine şarja takmak için dışarı çıkmak istediğinizde, emniyet kemerini çıkardığınız veya koltuktan hafifçe kalktığınız anda araç kendini kapatarak klima ve bilgi-eğlence sistemini devre dışı bırakıyor. Niyetlenmek demiştik ya, otomobil durduğu yerde, sürücü koltuğundan hafifçe kalksanız bile anında kapanıyor. Kapıyı açmanıza veya başka bir şey yapmanıza gerek yok. Sürücü koltuğundan hafifçe kalktığınızda otomobil ineceğinizi anlıyor ve siz daha “leb” demeden Çorum’un ilçelerini saymaya başlıyor.
Yolcuların konforunun devam etmesi için sürücünün araçtan indikten sonra, koltuğa bir ağırlık uygulamadan otomobili tekrar çalıştırması gerekiyor.





Yorumlar kapalı.