Para Politikasının Çift Başlı Odağı: Tasarruflar ve Ekonomi Dengesi
Bürümcekçi’ye göre, son dönemde para politikası kararları, enflasyon görünümünden çok, dolarizasyonla ilgili sıkıntılar ve yurt dışı yerleşiklerin portföy tercihleri nedeniyle bu alanlara odaklanmış durumda. Ekonomiyi dengeye getirecek faiz seviyesi ile tasarrufları dengeye getirecek faiz seviyesi zaman zaman ayrışıyor ve şu an tasarrufların dengelenmesinin öncelik kazandığı bir dönemden geçiliyor. Mevcut politika faizinin (%49) ekonominin genel dengesi açısından riskleri aşağı yönde çeviren, yani potansiyel olarak ekonomiyi yavaşlatan bir oran olduğunu belirten Bürümcekçi, çıktı açığının (büyümenin potansiyeline olan uzaklığı) ilk çeyrek itibarıyla sıfır düzeyinde olduğunu, ancak çizilen senaryolarda bunun negatife döneceğinin görüldüğünü aktardı. Merkez Bankası’nın 2028’e kadar negatife giden bir çıktı açığı projeksiyonu çizmesinin kısa vade için gerçekçi olduğunu ancak uzun vade için Türkiye gerçeklerine uymadığını, bunun 2026 enflasyon hedefi (%12) gibi “long shot” tahminlerle uyumlu kılmak amacıyla yapılmış olabileceğini ifade etti.
Enflasyonda Ana Eğilim ve Beklentiler
Merkez Bankası’nın Nisan ayı enflasyon tahminini revize etmediğini ve Şubat’taki %37.9’luk orta noktanın hafif altında kaldığını belirten Bürümcekçi, Mayıs öncü göstergelerinin ise ana eğilimde bir miktar daha iyileşmeye işaret ettiğini söyledi. Ancak yaklaşık son 3 ay ortalaması olan 2.5 civarındaki ana eğilim seviyesinin hala yüksek olduğunu, yıllıklandırıldığında %30 civarında seyrettiğini aktardı. Merkez Bankası’nın bu seviyenin dördüncü çeyrekte %1 civarına gerilemesini beklediğini ancak ara döneme ilişkin net bir yönlendirme yapmadığını ekledi.
Likidite Yönetimi ve Fonlama Faizindeki Düşüş
Son dönemdeki en dikkat çekici gelişmelerden biri Merkez Bankası’nın döviz alımlarına devam etmesi oldu. Bürümcekçi, Merkez Bankası’nın son iki haftada yaklaşık 8 milyar doların üzerinde döviz aldığını, bunun sonucunda bankacılık sisteminde likiditenin arttığını söyledi. Bu durum, fonlama ihtiyacını azaltmış ve ağırlıklı ortalama fonlama faizinin %49’lardan %46’ya düşmesine neden olmuş. Merkez Bankası’nın bu likidite artışını dengelemek için günlük fonlama miktarını 10 milyardan 1 milyara indirdiğini, ancak sürecin engellenemediğini belirtti. Fonlama faizinin %46’ya doğru oturmasının, gecelik ve TL faizlerini de %49’dan aşağı çekeceğini öngördü.
Haziran Öncesi Kritik Viraj: Sterilizasyon ve Politika Seçenekleri
19 Haziran’daki bir sonraki toplantıya kadar geçecek sürede likidite sterilizasyon önlemlerinin önem kazanacağını vurgulayan Bürümcekçi, Merkez Bankası’nın ipuçları verdiğini belirtti. Likidite senetleri ihracının, yabancı girişinin olduğu dönemlerde yabancıların da bu kağıtlara girebilme potansiyeli nedeniyle tercih edilmeyebileceğini, ancak çıkış dönemlerinde rahatlıkla kullanılabileceğini aktardı. Alternatif olarak depo alım ihaleleriyle de piyasadan para çekilebileceğini, Merkez Bankası’nın bu konuda dikkatli ilerleyeceğini düşündüğünü ekledi.
Faiz İndirimi Mi, Makro İhtiyati Tedbirler Mi? Geleceğin Kritik Sorusu
Bürümcekçi, para politikası duruşunu değerlendirirken sadece faize bakmanın yeterli olmadığını, makro ihtiyati tedbirler (kredi sınırları gibi) nedeniyle politika sıkılığının iki ayağı olduğunu belirtti. Gelecek dönemde işler iyi gidip bir gevşeme eğilimine geçme gerektiğinde, hangi aracın öncelikli olacağının kritik bir konu olduğunu ifade etti. Merkez Bankası yetkililerinin bu konuda farklı yaklaşımlar sunduğunu, ya faizleri koruyup makro ihtiyati tarafı sıkı tutmak ya da makro ihtiyati tedbirlerde (belirli sektörlere yönelik veya kredi gruplarına yönelik sınırlamalarda) biraz gevşemeye gidip faizi sabit tutmak gibi seçeneklerin olduğunu aktardı. İkinci seçeneğin (makro ihtiyatide gevşeme, faiz sabit) Haziran ayı için olası senaryo olduğunu, politika faizinin %46 fiili seviyesinde kalıp koridor üst sınırının normale (%47.5) getirilebileceğini, faiz indiriminin ise Temmuz ayında gelişmelere bağlı olarak konuşulabileceğini söyledi. Sınırları koruyup faizi indirme senaryosunun ise %49’dan bir anda %43-44’e inme potansiyeli nedeniyle kendisine daha agresif geldiğini belirtti. Makro ihtiyat tarafta bir gevşeme sinyalinin 19 Haziran öncesinde veya sonrasında görülebileceğini, eğer hem politika faizi sabit tutulur hem de makro ihtiyat için acele edilmezse, bunun görece daha sıkı bir duruş anlamına geleceğini ekledi.
Ekonomik Aktivitede Beklenmedik Toparlanma Sinyalleri




Yorumlar kapalı.