Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, bu yıl yaşanan zirai don ve aşırı sıcaklıklar nedeniyle üretimde %40’a yakın bir kayıp bekleniyor. Rekoltenin 717 bin tondan 453 bin tona kadar gerilemesi öngörülürken, bu durum küresel fındık fiyatlarında büyük bir artışı kaçınılmaz kılıyor. Başta en büyük alıcı olan Almanya olmak üzere, Avrupa’daki market raflarında fındık ve fındıklı ürünlerin etiketleri şimdiden değişmeye aday.
Tüm bu arz sıkıntısına ve beklenen küresel fiyat artışına rağmen, TMO’nun 2025/2026 sezonu için açıkladığı kilogram başına 190-200 TL’lik alım fiyatı, üreticiler arasında tam bir hayal kırıklığı yarattı. Zirai don, kuraklık ve artan maliyetlerle boğuşan çiftçiler, en az 250 TL’lik bir taban fiyat beklerken, açıklanan rakamlar “emeğimiz hiçe sayıldı” yorumlarına neden oldu.
Sektör temsilcileri, TMO’nun bu düşük fiyat politikasının, üreticiyi elindeki az miktardaki ürünü serbest piyasada 170-180 TL gibi daha da düşük fiyatlara satmaya mahkum edeceğini belirtiyor. Üreticiler, serbest piyasada fındık fiyatının rekolte azlığı nedeniyle 400 TL’ye kadar çıkabileceğini öngörürken, TMO’nun düşük fiyatı piyasayı aşağı çekerek bu potansiyelin önüne geçiyor.
Giresun Ziraat Odası eski Başkanı Özer Akbaşlı gibi uzmanlar, tablonun net olduğunu vurguluyor: “Bu yıl art arda yaşanan don ve kuraklık olayları, fındıkta büyük kayıplara yol açtı. Bu nedenle bu yılki fındık ihracatımızda, başta en çok ürün sattığımız Almanya olmak üzere, mecburen fiyatlar yükselecek.”
Ancak bu yükselişin kaymağını kimin yiyeceği sorusunun cevabı oldukça açık. TMO’nun düşük fiyatıyla ürününü elinden çıkarmak zorunda kalacak olan Türk çiftçisi, maliyetlerini dahi zor karşılarken; Türkiye’den ucuza fındık toplayan uluslararası şirketler ve Alman süpermarketleri, küresel pazardaki yüksek fiyatlardan satarak rekor kârlar elde edecek.




Yorumlar kapalı.