Altın fiyatlarındaki yükselişte, Çin ile ABD arasında tırmanan ticaret savaşı etkili oldu. Çin’in, ABD menşeli ürünlere yönelik gümrük vergisini yüzde 125’e çıkardığını duyurmasıyla piyasalarda tansiyon arttı. Bu hamle, ABD’nin hafta içinde Çin’e uyguladığı tarifeleri yüzde 145’e yükseltmesine karşılık olarak geldi.
Yatırımcılar, belirsizlik ortamında güvenli liman olarak altına yönelirken, ABD varlıklarına olan güvenin sarsıldığı dikkat çekti. Sprott Varlık Yönetimi’nden Ryan McIntyre, yatırımcıların ABD piyasalarından çıkış yaptığını ve altına yöneldiğini ifade etti.
Hafta boyunca tahvil piyasasında da sert hareketler gözlendi. Özellikle 10 yıllık ABD tahvillerinde satış baskısı belirginleşti. Şubat ayından bu yana en yüksek getiriler kaydedilirken, bu durum tahvil fiyatlarında düşüşe yol açtı.
Altındaki yükselişin yanında, ABD dolarında zayıflama yaşandı. Dolar Endeksi cuma günü psikolojik 100 seviyesinin altına geriledi. Bu gelişme, yatırımcıların dolar yerine alternatif güvenli limanlara yöneldiğini ortaya koydu.
Altın vadeli işlemleri yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 24 oranında prim yaptı. Ekonomik durgunluk ve stagflasyon endişelerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası’nın olası faiz indirimi beklentisi, altının yukarı yönlü seyrini destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.
Pepperstone’dan stratejist Michael Brown, küresel politikaların tutarsız şekilde ilerlemesinin altın fiyatları üzerinde pozitif etki yarattığını belirtti. Uzmanlara göre bu durum, yatırımcıların portföy çeşitliliği için altını tercih etmesine neden oluyor.
Son dönemde merkez bankalarının altına olan ilgisi tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaştı. Aynı zamanda, fiziksel altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik talep artışı da altın fiyatlarını yukarı taşıyan önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Bu eğilimin sürmesi halinde altının güçlü seyrini koruyabileceği belirtiliyor.




Yorumlar kapalı.