Bugatti, otomotiv dünyasının zirvesindeki yerini sadece rekor kıran hızları ve nefes kesen tasarımlarıyla değil, aynı zamanda üretimdeki tavizsiz kalite anlayışıyla da koruyor. Markanın efsanevi W16 motorunu son kez taşıyacak olan ve sadece 99 adet üretilecek W16 Mistral roadster modeli de bu felsefenin en güncel örneği. Molsheim’daki atölyeden çıkan her bir Mistral, sahibine ulaşmadan önce hem gerçek dünya koşullarında hem de pistte acımasız bir test maratonuna tabi tutulacak.
Test sürecinin kalbi, markanın evi olan Alsace’ın pitoresk ama bir o kadar da zorlu yollarında atıyor. Her W16 Mistral için özel olarak belirlenen en az 350 km’lik rota, otomobilin tüm karakterini ortaya çıkarmak için tasarlanmış. Bu rotada geleneksel Alsace köylerinin arnavut kaldırımlı dar sokakları, şasinin en ufak bir düzensizliğini bile affetmezken; virajlı köy yolları, otomobilin çevikliğini ve direksiyon hassasiyetini sınıyor. Uzun otoyol etapları ise yüksek hızda stabiliteyi ve konforu ölçmek için ideal bir ortam sunuyor.
Bu süreçte sadece mekanik sistemler değil, aynı zamanda sürücünün tüm duyularına hitap eden deneyim de mercek altına alınıyor. Tavan kapalıyken ve açıkken oluşan rüzgar ve yol gürültüsü, egzoz sisteminin akustik imzası ve şasi dinamikleri gibi unsurlar titizlikle değerlendiriliyor.
Bugatti‘nin kalite kontrol sürecini diğerlerinden ayıran en önemli özellik, teknolojiye rağmen insan faktörünü en ön planda tutması. Kalite onayının yüzde 90‘ı, bu iş için özel olarak yetiştirilmiş test sürücülerinin görme, duyma ve dokunma gibi duyusal analizlerine dayanıyor. Geriye kalan yüzde 10‘luk kısım ise gelişmiş elektronik teşhis sistemleri ve veri kaydediciler tarafından tamamlanıyor.
Bu zorlu görevi yerine getirebilecek tam yetkinliğe sahip sadece üç uzman bulunuyor. Bu ustalar, yılların birikimiyle, eğitimsiz bir kulağın asla fark edemeyeceği en ufak bir titreşimi veya anormal bir sesi bile tespit edebilme yeteneğine sahipler. Sürüş sırasında bir diktafona kaydettikleri her gözlem, daha sonra derinlemesine analiz ediliyor ve gerekirse aracın kısmen veya tamamen sökülmesine kadar giden bir süreci başlatıyor. Bugatti Automobiles Başkanı Christophe Piochon, bu sürecin Veyron ile başlayıp Chiron ile evrilerek 20 yıllık bir birikimle mükemmelleştirildiğini vurguluyor.





Yorumlar kapalı.