Toplantıda söz alan İklim Ağı temsilcileri, COP31 başkanlığının sadece diplomatik bir görev olmadığını, Türkiye’nin bu süreci yerel bir dönüşüm fırsatına çevirmesi gerektiğini belirtti. Emisyon azaltımında en kritik adımın “adil bir enerji geçişi” olduğu ifade edilirken, Türkiye’nin kömür odaklı politikalardan vazgeçerek gerçek bir liderlik sergilemesi talep edildi.
İklim Ağı üyesi WWF-Türkiye’den Pınar Gayretli, Türkiye’nin iklim krizinin etkilerini artan orman yangınları, yıkıcı seller, aşırı hava olayları ve gıda güvencesi riskleriyle giderek daha görünür biçimde yaşadığını, ancak buna rağmen ülkenin iklim karnesinin iyi olmadığını belirterek şunları ifade etti:
İklim kriziyle mücadelede en güçlü müttefikin doğa olduğunu hatırlatan Gayretli, son yasal düzenlemelerle, önemli doğa alanlarında madencilik faaliyetlerine izin verildiğini ve yasalarla korunan alanların dahi madenlere açıldığını ifade ederek sözlerine şu cümlelerle devam etti:
Gayretli, tüm bu gelişmeler yaşanırken iklim politikasını şekillendiren bakanlık masalarında uzman sivil toplumun yer almadığını da dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:




Yorumlar kapalı.