Toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, hayvancılığın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyoekonomik kalkınma, toplumsal eşitlik ve ulusal güvenlik açısından da stratejik önemde olduğunu vurguladı. Gıda güvenliğinin yalnızca üretimle değil, dağıtım, erişim ve sağlıklı beslenme koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Bahçıvan, “Özellikle çocuklarımızın hayvansal proteine erişimi geleceğimiz açısından kritik” dedi.
Ekonomim’in haberine göre Bahçıvan, dünyada gıda ve tarımın enerji kadar stratejik bir alan haline geldiğini ve ülkelerin bu konuda “milliyetçi” refleksler geliştirdiğini vurguladı. Türkiye’nin bu değişimi doğru okuyarak hayvancılığı da savunma sanayisi kadar öncelikli bir alan olarak ele alması gerektiğine dikkat çekti. Bahçıvan, “Son 13 yılda 10,6 milyar dolar canlı hayvan ve et ithalatına giderken, aynı dönemde sektörümüze verilen destekler sadece 8,88 milyar dolar oldu. Bu tablo üretim yerine ithalata dayalı modelin sürdürülemezliğini gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.
Raporda öne çıkan bir diğer önemli başlık ise yem açığı. Türkiye’nin kaba yem açığının yüzde 25 seviyesine ulaştığını belirten Bahçıvan, meraların mülkiyet sorunları ve düşük verimlilik nedeniyle etkin kullanılamadığını söyledi. Özellikle Doğu Anadolu gibi çayır ve mera potansiyeli yüksek bölgelerde hayvancılığın gerilemesine dikkat çeken Bahçıvan, çözüm için küçük ölçekli, örgütlü, yerel ama verimli işletme modellerine geçilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye’de büyükbaş et tüketiminin toplam kırmızı et tüketimindeki payı yüzde 39 seviyesindeyken, bu oranın gelişmiş ülkelerde yüzde 25’lerde kaldığını belirten Bahçıvan, küçükbaş et tüketiminin artırılmasının artık tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Kanatlı et kategorisinde de özellikle hindi tüketiminin beklentilerin gerisinde kaldığı vurgulandı.
Rapordan öne çıkan veriler:




Yorumlar kapalı.