Türkiye’de Konut Fiyatları “Ucuz” mu, “Erişilemez” mi? Tartışma Büyüyor
Konu konut fiyatlarına geldiğinde ise Bülent Öztürk’ün tartışma yaratacak bir tespiti var: “Konut fiyatları Türkiye’de hala ucuz.” Bu iddia, pek çok kişinin ev sahibi olmakta zorlandığı mevcut tabloda şaşırtıcı gelebilir. Ancak Öztürk, burada “ucuzluk” ile “erişilebilirlik” arasındaki farkı ortaya koymanın kritik olduğunu belirtiyor. Ona göre, erişilebilirlik farklı bir konu, ancak fiyatların kendisi maliyetlerin altında kalmış durumda.
Bu ucuzluk iddiasının temelinde, inşaat maliyetlerinin yüksekliği yatıyor. Günümüz Türkiye’sinde 1 metrekare inşaatın (işçilik, malzeme vb. dahil) yaklaşık 1000 dolara, yani 38-39 bin TL’ye mal olduğu belirtiliyor. Buna arsa maliyeti eklendiğinde, 1 metrekarenin üretim maliyeti 50-60 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Oysa Türkiye ortalaması konut satış fiyatı metrekare bazında yaklaşık 32 bin TL civarında. Son 2-3 yıllık enflasyonist dönemde konut fiyatlarının enflasyon kadar artmaması, ancak inşaat maliyetleri ve işçiliğin enflasyonun üzerinde artması, doğal olarak konutun şu anda “ucuz” kalmasına neden oldu. Günün sonunda, konut maliyetinin altında bir süreç yaşandığı görülüyor.
Kim Alıyor Bu Evleri? Pazarın Gizemli Alıcı Profili
Madem konut fiyatları ucuz kaldı, bu kadar yüksek satış rakamlarına kimler ulaşıyor? İşte pazarın en merak edilen sorularından biri bu. Bülent Öztürk, bu noktada orta ve dar gelirli kesimin konut almakta büyük güçlük çektiğinin altını çiziyor. Orta sınıf ve beyaz yakalılar arasında “ev almış” hikayelerinin yaygın olmadığını belirtiyor. Satın alımı gerçekleştiren kitlenin çok “eşsiz” (unik) bir kitle olduğunu söylüyor.
Bu eşsiz alıcı profilinin ana bileşenleri şöyle sıralanıyor:
Orta Gelir Neden Erişemiyor? Rakamlarla Acı Gerçek
Türkiye ortalaması 3.5 milyon TL olan bir konutu almak isteyen orta ve dar gelirli için tablo oldukça farklı. 3.5 milyon TL konut kredisi çekildiğinde, aylık ödemesi 89 bin TL’yi buluyor. Bu rakamın, dar ve orta gelirli tarafından ödenmesi neredeyse imkansız. Ayrıca, 3.5 milyon TL kredi için geri ödenen toplam tutar 10.5 milyon TL’ye yaklaşıyor. Bu alım gücünü inanılmaz zorlayan bir nokta.
Uzmanlar, dar ve orta gelirli kesimin konut sahibi olabilmesi için vadelerin uzaması ve faiz oranlarının düşmesi gerektiğini vurguluyor. Şu anki yüksek kredi faizleri, alım gücünü artırmadan konut satışlarını artırmıyor. Faizlerin ineceğine dair beklentiler olsa da, küçük düşüşlerin (%0.50 gibi) ciddi bir hareketlilik getirmeyeceği, gerçek anlamda hareketlenme için aylık faiz oranlarının yüzde 1’ler seviyesine inmesi gerektiği belirtiliyor. Orta gelirli kesimin piyasaya girmesi için bu oranın belki de yüzde 2’nin altına düşmesi bekleniyor. Faizler indiğinde psikolojilerin değiştiği ve insanların daha cesaretlendiği, bunun da hareketi getirdiği ifade ediliyor.
İkinci El Pazar Hakimiyeti ve Şaşırtan Segmentasyon




Yorumlar kapalı.