Baladi News’in aktardığına göre, söylentinin yayılmasıyla birlikte köydeki gençler başta olmak üzere birçok kişi, kazma kürekle Fırat Nehri’nin kenarına giderek toprak ve taşlar arasında “altın” aramaya başladı. Köyün ileri gelenlerinden Muhammed Ebu Salih el-Tıyavi, halk arasında hızla yayılan bu bilgiye inananların kontrolsüzce arama yaptığını belirtti.
Nehir kenarında bulunan parlak sarı taşların aslında “pirit” olduğu anlaşıldı. Altına benzer görüntüsü nedeniyle “yaldızlı altın” olarak da bilinen bu mineral, gerçekte ekonomik değeri düşük bir madde. Fırat Nehri’nde su seviyesinin düşmesiyle birlikte pirit içeren kayaçların yüzeye çıkması, bu yanılsamaya neden oldu.
Demir sülfür bileşiğinden oluşan pirit, parlak sarı rengi ve ince yapısıyla çoğu zaman altınla karıştırılıyor. Ancak altının aksine daha sert bir yapıya sahip olan bu mineral, çekiçle kırıldığında cam gibi dağılır ve değerli değildir. Sülfürik asit üretiminde kullanılan pirit, genellikle tortul ve başkalaşım kayaçlarında görülür, su yolları boyunca taşınabilir.
Altınla benzer koşullarda oluşabilmesi nedeniyle pirit, bazen gerçek altının habercisi olarak da değerlendirilse de, El Buhamid köyündeki aramalar sonucunda altına rastlanmadı.
















Yorumlar kapalı.