Eğilmez, Sovyet sisteminin çöküşü, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve soğuk savaşın sona ermesiyle başlayan dönemde kutupsuz bir dünyanın mümkün olacağına dair umutların yeşerdiğini belirtti. Ancak bu sürecin ABD’nin hegemonya arayışıyla farklı bir yöne evrildiğini kaydetti.
“ABD’nin herkesten daha çok eşit olmaya yönelmesi ve bütün dünyaya hegemon devlet rolünü zorla kabul ettirmeye çalışmasıyla G20 işlevsiz hale geldi” diyen Eğilmez, Çin’in öne çıktığı yeni bir iki kutuplu düzenin oluştuğunu, Batı blokunun büyük ölçüde ABD hegemonyasını kabul ettiğini ifade etti.
Küreselleşmenin ekonomik alandaki en belirgin etkisinin piyasa sisteminin sosyalist ülkelere taşınması olduğunu belirten Eğilmez, kapitalizmin farklı ülkelerde farklı biçimlerde uygulandığını aktardı.
Sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle yatırım özgürlüğünün başlangıçta bir avantaj gibi göründüğünü belirten Eğilmez, zamanla denetim sistemlerinin geri planda kaldığını, sistemin giderek kontrolsüz bir yapıya dönüştüğünü ifade etti:
“Denetim sistemi arkadan koşsa da yetişemedi… Sistem tam anlamıyla bir kumarhaneye döndü.”
Yapay zekâ ile dolandırıcılık faaliyetlerinin daha da arttığını belirten Eğilmez, tanınmış kişiler adına açılan hesaplar ve sahte yatırım çağrılarıyla dolandırıcılığın zirveye ulaştığını vurguladı.
“Sistem dışı para kazananlarla yasa dışı para kazananlar, yasal yollarla para kazananları kenara ittiler” diyen Eğilmez, bu düzenden yalnızca dolandırıcıların değil, siyasetçilerin de fayda sağladığını söyledi. “Dünyanın her yerinden benzer dolandırıcılık faaliyetlerinin yapıldığına ve altından siyasetçi desteklerinin çıktığına ilişkin haberler geliyor” ifadelerini kullandı.


