Şimşek, dünya ekonomisinin belirsizliklerle dolu bir dönemden geçtiğini ifade ederek, korumacılık eğilimlerinin arttığını ve geleneksel sanayi ülkelerinin zemin kaybettiğini belirtti. “ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Japonya gibi ülkelerin imalat sanayisinde zemin kaybettiğini” söyleyen Şimşek, bu gelişmelerin Türkiye açısından bazı fırsatlar doğurduğunu dile getirdi:
Şimşek, “Türkiye, dünyadaki bu büyük gelişmelere ve kırılmalara karşı muazzam bir hazırlık içerisinde. Biz şimdi özellikle Terörsüz Türkiye ile yakın coğrafyamızla entegrasyonu ön plana çıkardık. Çünkü bölgemizde eğer istikrar, huzur ve refah artışı olursa en çok nemalanacak ülke Türkiye’dir.” dedi.
Konuşmasında Türkiye’nin önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu yineleyen Şimşek, “Yani enflasyonu tekrar tek haneye düşürmeyi amaçlıyoruz. Epey mesafe kat ettik. Enflasyon birkaç yıl önceki yüzde 64 seviyelerinden geçen yıl yüzde 44’lere geriledi. Enflasyon bu yıl sonunda yüzde 31 civarına inecek. Gelecek sene de enflasyonu çok büyük ihtimalle yüzde 20 ve 20’nin altına indirmeyi hedefliyoruz. Bir sonraki sene de tek haneye.” açıklamasında bulundu.
Yeşil dönüşümün Türkiye açısından zorunluluk olduğuna dikkat çeken Şimşek, enerji ithalatına yönelik yüksek fatura ile bu durumu gerekçelendirdi: “Türkiye, son 24 yılda doğal gaz ve petrol benzeri fosil yakıt ithalatına bir trilyon dolar ödedi. Bizim toplam borcumuz 550 milyar doların altında. Yani toplam borcumuzun iki katı kadar bir meblağı fosil yakıt ithalatına ödedik.”
Şimşek’in konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de kamu harcamalarına yönelik tasarruf uygulamaları oldu. Bakan, bütçe disiplini konusundaki ilerlemeye dikkat çekerek, “Kamu, gerçekten harcamalarda önemli bir disiplini sağladı. Özellikle tasarruf genelgesi kapsamındaki harcamalar vatandaşımızın talebiydi. Eskiden tasarruf genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçeye oranı yüzde 4,6 idi.” dedi.


