Kalaycı, babasının yaklaşık 30 yıldır tarımla uğraştığını ve bu serüvende kendisine en büyük desteği verenin babası olduğunu vurguladı. Bolu’nun klasik tarım ürünleri olan patates, buğday ve mısır yerine farklı bir alana yönelme kararını ise şöyle anlattı: “Babama, katma değeri yüksek olan orman meyveleri üretimini teklif ettim. Sağ olsun, babamın da desteğiyle bu alanda üretime başladık. Şu anda yaklaşık 15 dönümlük bir arazide frambuaz, böğürtlen, çilek, frenk üzümü ve yaban mersini gibi çeşitli ürünler yetiştiriyoruz.”
Girişimciliğe ilk başladıklarında aldıkları verimin beklentilerin çok üzerinde olduğunu belirten Kalaycı, üretim süreçlerini detaylandırdı. Üretim sezonlarının temmuzda frenk üzümüyle başlayıp eylül sonuna kadar devam ettiğini söyleyen Kalaycı, bu yılki hedeflerinin büyük olduğunu ifade etti. Kalaycı, “İlk üretim sezonumuza yaklaşık 6 dönümlük bir arazide başlamıştık. O dönemde ziraat mühendisleri, ortalama 250 kilo ürün alabileceğimizi söylemişti. Ancak biz ürünlerimize çok iyi baktığımız için, ilk senemizde yaklaşık 2,5 ton net ve kaliteli ürün elde ettik. Bu yıl üretimde 3. senemiz ve inşallah toplam üretim miktarımızı 15 ton olarak planlıyoruz” dedi. Ürünlerinin hassas olması nedeniyle genellikle İstanbul, Ankara, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Karabük gibi yakın illere günlük sevkiyat yaptıklarını da ekledi.
Türkiye’deki genç işsizliği konusuna da değinen genç girişimci, kendi başarı hikayesinin gençlere ilham olmasını umduğunu söyledi. Kalaycı, “Türkiye’de şu an genç işsizlik oranları oldukça yüksek seviyelerde ve gençler genellikle mevcut işleri beğenmediklerini söylüyorlar. Ancak bir işe emek verildiğinde, bir girişim kurulduğunda gençler gerçekten istedikleri kazançları elde edebilirler. Ben buradan gençlere tarım girişimciliğini öneriyorum. Evet, bu iş çok zor ve zahmetli, ama emek verildiğinde karşılığı alınıyor” diyerek gençlere girişimciliğin kapılarını aralamalarını tavsiye etti.




Yorumlar kapalı.