Taraflar, 15 Mayıs 2022 tarihinde bir sözleşme imzalayarak gayrimenkul kiralama konusunda anlaşmaya vardı.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında gerçekleştirilen kontratın yapılmasından 1 gün sonra, yani 16 Mayıs 2022 tarihinde ise kiracı, gayrimenkulü 1 yıl sonra tahliye edeceğini açıkça belirten yasal bir belgeye imza attı.
Ancak taahhüt edilen süre dolduğunda kiracı evden çıkmayı reddetti.
Bunun üzerine mülk sahibi, 17 Mayıs 2023 tarihinde icra takibi yoluna başvurdu.
Kiracı ise söz konusu taahhüdün kendisine zorla imzalatıldığını öne sürerek icra hamlesine resmi olarak itiraz etti ve süreci durdurdu.
Kiralık daire değil, sanki yarı açık cezaevi ilanı
Yaşanan bu gelişme sonrasında mülk sahibi, yasal hakkını mahkemede aramak üzere 13 Haziran 2023 tarihinde itirazın iptali davası açtı.
Kiracı, mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde, ilgili tahliye belgesini özgür iradesiyle imzalamadığını savundu.
Dilekçesinde, “Kira kontratı yapılırken bu belgeyi zorla ve ağır baskı altında imzaladım, aksi takdirde evi kiralayamayacaktım” şeklinde ifade veren kiracı, ev sahibinin davasının tamamen reddedilmesini talep etti.
Uyuşmazlığı inceleyen Konya Ereğli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi, dosya üzerindeki genel değerlendirmesinde kiracıyı haklı buldu.
Mahkeme, kira sözleşmesinin tarihi ile taahhütname tarihi arasında sadece bir gün fark bulunmasını oldukça şüpheli bularak, ev sahibinin başlattığı süreci reddetme kararı aldı.




Yorumlar kapalı.