Kipaş Holding Yönetim Kurulu Üyesi de olan İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, üretim kapasitelerinin birçok firmada yüzde 50-60 seviyelerinde kaldığını, sektör genelindeki seyrin ise “keyifsiz” olduğunu belirtti. Özellikle fiyatların yüksekliği nedeniyle Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gelen ürünlerin iç piyasaya sızmasının ciddi bir vergi kaybına ve haksız rekabete yol açtığını ifade eden Öksüz, “İthalat kolaylaştıkça, iç üretici zemin kaybediyor” uyarısında bulundu.
Öksüz, ihracat amacıyla getirilen ürünlerin iç piyasada satışa sunulmasının önüne geçilmesi için DİR kapsamında gelen ürünlerin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini söyledi: “İplikte ithalatın yüzde 70’i, polyesterdede yüzde 50’si vergisiz geliyor. Oysa bu ürünlerin bir kısmı ihracata gitmiyor. Numune yerine konteyner bazlı kontroller şart.”
Dış pazarlardaki gelişmelere de değinen Öksüz, Özbekistan’ın artık sadece pamuk ihracatı yapan bir ülke olmaktan çıkıp mamul tekstil ürünleri üretmeye başladığını ve Türkiye için güçlü bir rakip haline geldiğini söyledi. ABD pazarında ise Türkiye’nin şansı olduğuna işaret eden Öksüz, Tercihli Ticaret Anlaşması yapılması çağrısında bulundu: “ABD, Uzak Doğu yerine Türkiye’den alım yaparsa, ihracatımız yüzde 20 artabilir.”
TGSD Başkanı Toygar Narbay ise hazır giyim sektörünün 2023, 2024 ve 2025’in ilk dört ayında zarar yazdığını vurgulayarak, “Devlet desteği olmadan bu sektör ayakta kalamaz” dedi.
“Devlet desteği olmadan başarmamız mümkün değil” diyen Narbay, hazır giyim sektörü olarak, ülkenin ekonomik kalkınmasına ve istihdamına önemli katkılar sunmaya devam etmek istediklerini belirterek, “Bu nedenle yetkilileri, önerilerimizi dikkate almaya ve sektörümüz için acil destek paketini hayata geçirmeye davet ediyoruz. Türk hazır giyim sektörü, tekstil sektörü ile birlikte ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri olarak ekonomimize 1 milyon kişilik istihdam ve 50 milyar dolarlık üretimle katkı sağlamaktadır. Ancak son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve uygulanan politikalar, sektörümüzü sürdürülemez bir noktaya getirmiştir. Sebebi olmadığımız bu krizden, tek başımıza çıkmamız mümkün görünmemektedir. Bu nedenle devlet desteği artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Narbay’a göre, döviz kuru artışının %101 ile sınırlı kaldığı bir dönemde, asgari ücrette %249, politika faizinde ise %258’lik artış yaşandı. Bu durum, maliyet-gelir dengesini tamamen bozdu. Türk ürünlerinin Uzak Doğu’ya göre %60, Kuzey Afrika’ya göre ise %45 daha pahalı hale geldiğini aktaran Narbay, “Uluslararası pazarlarda kaybediyoruz” dedi.




Yorumlar kapalı.