Uzmanların projeksiyonlarına göre, 2035 yılına gelindiğinde sadece yapay zeka teknolojileri için kullanılacak yıllık bakır miktarı 4.3 milyon tona ulaşacak. Bu devasa talep, hali hazırda var olan endüstriyel bakır ihtiyacıyla birleştiğinde, küresel bakır piyasasında tam 6 milyon tonluk kümülatif bir açık oluşacak.
Mevcut resmi verilere göre, dünya genelindeki bakır rezervi 550 milyon ton civarında. Ancak yapılan tahminler, 2035 yılında yıllık global bakır üretiminin 29 milyon ton olacağını, tüketimin ise 35 milyon tona fırlayacağını gösteriyor. Bu tablo, yeni bakır rezervleri bulunamazsa arz-talep makasının dehşet verici bir şekilde açılacağına işaret ediyor.
Türkiye, bu alanda sahip olduğu potansiyelle dikkat çekiyor. Ülkemizde keşfedilen 650’ye yakın bakır mostrası bulunurken, toplamda 2 milyon tondan fazla görünür bakır rezervimiz mevcut. Bu, gelecekte yaşanabilecek küresel bakır krizinde Türkiye’nin stratejik bir konuma gelebileceğini gösteriyor.
Yapay zekanın bu kadar hızlı büyümesiyle birlikte, bakır gibi kritik madenlerin geleceği de tartışma konusu oldu. Bakır, elektrikli araçlardan, veri merkezlerine kadar birçok alanda vazgeçilmez bir hammadde. Yeni rezervler bulunamazsa, teknolojik gelişimin hızının yavaşlaması veya maliyetlerin inanılmaz seviyelere çıkması olası görünüyor.
Sizce bu kriz nasıl çözülebilir? Yeni rezerv arayışları hızlanmalı mı, yoksa bakır alternatifleri mi geliştirilmeli? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşın!




Yorumlar kapalı.