Bu tip tahvillerin yıllar boyunca neredeyse hiç faiz ödemediğini belirten ekonomistler, “Bunların çok düşük kupon ödemesi vardır. Ama asıl kazanç yüksek enflasyonda sağlanır. Vade sonunda da bu tür kâğıtlara devletin düşük enflasyon hedefine ulaşamayacağını öngörerek yatırım yapan, faiz lobisi astronomik kar elde eder. Faiz uçtuğu için değil, yıllardır enflasyon uçtuğu için Ocak faiz ödemesi öyle felaket duruma ulaştı. Aşırı düşük tutulan faizler daha da uzun süre aşağıda tutulsaydı, bu birikimli TÜFE ödemesi daha da kallavi olacaktı. Faizi değil, enflasyonu suçlayın” dedi. Bir başka ekonomist de “2021’de yüzde 19 olan faizi yüzde 18 değil, yüzde 21 yapacaktık. Böylece asla yüzde 30’un üstü faiz görmeyecektik” ifadelerini kullandı. Hazine’nin, Ocak 2026’da 409 milyar lira faiz ve 183 milyar lira anapara olmak üzere, toplam 592 milyar borç ödemesi bulunuyor. Faizin ana paradan daha yüksek ödendiği ilk tarih ise bu yılın Nisan ayında gerçekleşmişti. Ekonomist Onur Çanakçı, Nisan ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük iç borçlanma faizinin ödendiğine dikkat çekerek, “Son 25 senede ilk defa, bu yılın dört ayındaki anapara 400 milyar lira iken borcun faizi 724 milyar lira oldu. Nisan ayında 236,3 milyar lira faiz ödemesi yapıldı” hatırlatmasında bulundu.
Faiz ödemekle sorunun çözülmeyeceğini dile getirerek dış ticaret açığına vurgu yapan ekonomistlere göre, 2026’da dış ticaret açığını daha fazla görmemiz de çok muhtemel. Burada esas sorunun bunu gören kişilerin sadece ekonomistler olmadığını belirten uzmanlar, “Bize bu dövizi verecek olanlar da görüyor. Bu da yabancıların gerek borç verirken gerekse ülkede para ve sermaye piyasalarına yatırım yaparken ellerini arttırmalarına ve daha fazla istekte bulunmalarına neden oluyor. Gelecek günler daha zorlu geçecek. Vatandaş da borç içinde ve borcu borçla çevirmek artık giderek imkansızlaşıyor” uyarısında bulundu.
Nitekim IMF’den, “Bu politikalarla enflasyon düşmez’ mesajı gecikmedi. Konuyu sosyal medya kanalında ele alan Prof Dr. Şenol Babuşcu, ‘IMF Türkiye değerlendirmesine ilişkin bildirisinden çarpıcı başlıklar’ yazısında, IMF’nin isteklerini “Türkiye’de yüksek enflasyon ve kur oynaklığı devam ediyor. Ekonomi hâlâ kırılgan. Rezervler IMF ölçütlerine göre yetersiz. Reel faiz artırılmalı, politika faizi Haziran 2025’teki seviyelere (% 46) yaklaşmalı ve enflasyon hedefle uyumlu hale gelene kadar faiz indirimleri durmalı” şeklinde özetlemiş ve “Kısaca IMF, mevcut politikalarla enflasyonun kalıcı olarak düşmeyeceğini ve çizilen iyimser tablonun dışarıda pek ikna edici bulunmadığını söylüyor” diyerek yazısını sonlandırmış.



