Ancak Karakaş, “Çalışma hayatında bazı işveren ara buluculuğu amacından saptırıp çalışanlara karşı “hak gasp aracı” olarak istismar etmektedir” dedi.
Yüksek mahkemenin bu noktada, ezber bozacak emsal nitelikte yeni bir karara imza attığına dikkat çeken Karakaş “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, son dönemde bazı işverenlerin bir “kalkan” gibi sıkça başvurduğu “işten çıkarmayla aynı gün ara bulucuya gitme” usulüne çok sert bir fren yaptırdı” ifadelerini kullandı.
Karakaş yüksek mahkemenin aldığı kararı, “Kamuoyunda “jet ara buluculuk” olarak tabir edilen, işçinin kapının önüne konulduğu an eline alelacele tutanak tutuşturulması yöntemi, yüksek mahkeme barajına takıldı. Yargıtay, tarafların uyuşmazlığı hür iradeleriyle ve müzakere ederek çözmesini öngörüp vazedilen ara buluculuk müessesesinin, salt işçinin ileride dava açmasına mâni olmak amacıyla bir hile-i şeriyye gibi kullanılamayacağına hükmetti” sözleriyle özetledi.
Bu emsal nitelikteki kararın, İsa Karakaş ‘Kendi düşen ağlamaz’ mantığının iş hukukunda sökmeyeceğini, işçinin zor durumda iken istifa ettirilerek alınan imzaların hukuken hükümsüz sayılacağını net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.
Olayla ilgili detayları aktaran Karakaş, bir fabrikada 6 yılı aşkın kıdemle üretim elemanı olarak çalışan işçinin sağlık sorunları bahane edilerek iş akdinin feshedilmesiyle her şeyin başladığını belirtti. İşçinin ağır anksiyete ve depresif bozukluk tedavisi gördüğünü, ağır ilaçlar kullandığını, bilincinin ve algılarının zayıflamış olduğunu ve maruz kaldığı işlemleri idrak edemeyecek bir duruma düştüğünü aktardı.
İşveren yetkililerinin işçinin rahatsızlığını ve paraya olan acil ihtiyacını fırsat bildiğini belirten Karakaş, iş sözleşmesinin feshedildiği gün, işçinin ara bulucunun ofisine götürüldüğünü, kendisine tüm alacaklarının ödeneceği vadedilerek önüne konulan kağıtların imzalatıldığını kaydetti.



Yorumlar kapalı.