Köyde doğup büyüyen Dinçer, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte tarım yapmıştı. Ancak üniversite sonrası kariyer için İstanbul’a taşındı. Yıllarca finans ve muhasebe alanlarında çalışan Dinçer, bir süre sonra şehir hayatının kendisine iyi gelmediğini fark etti. 2 yıl önce istifa ederek baba toprağına döndü ve kız kardeşleriyle birlikte üretime başladı.
Köye dönüş sürecini anlatan Dinçer, geleneksel ürünlerden farklı olarak sulu tarıma yöneldiklerini belirtti:
Günün büyük bölümünü tarlada geçiren Dinçer, üretimin her aşamasında aktif rol alıyor. “Sabahın erken saatlerinde traktörümle tarlaya gidiyorum, sulamadan bakıma kadar tüm işleri kendim yapıyorum” diyen Dinçer, çiftçiliği sadece ekonomik kazanç için değil, ruhen de bir dönüşüm aracı olarak gördüğünü söylüyor.
Köy yaşamına geçişin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirten Seçil Dinçer, özellikle kadınlara çağrıda bulunarak, “Çiftçilik zor ama bir o kadar da tatmin edici. Toprakla uğraşmak, üretmek, emek verip karşılığını almak çok değerli. Kadınlar üretimden korkmasın, bu alanın içinde kendilerine yer açsınlar.” dedi.
“Eskiden ailem buğday ve ayçiçeği üretirdi. Biz daha verimli ürünlerle ilerlemek istedik. Kuru fasulye ve nohut gibi bakliyatlara ağırlık verdik. Bu yıl ise karpuz ve biber çeşitlerini de ektik.”




Yorumlar kapalı.