Davaya konu olan olayda, bir sigortalının SSK kapsamında 6 bin 730 gün, Bağ-Kur kapsamında 2 bin 92 gün ve Emekli Sandığı kapsamında 450 günlük hizmeti bulunuyordu. Emeklilik başvurusunda bulunan sigortalı, SSK şartlarına göre gerekli prim gününü ve sigortalılık süresini tamamlamasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından son yedi yıllık hizmet süresi dikkate alınarak Bağ-Kur statüsünden emekli edilmek istendi.
Bu nedenle daha uzun süre çalışmak zorunda kalan sigortalı, Bağ-Kur hizmetlerinin dikkate alınmaması ve SSK ile Emekli Sandığı hizmetleri üzerinden emeklilik hakkı tanınması talebiyle dava açtı.
Dosyayı inceleyen İş Mahkemesi, hizmet birleştirmesinin sigortalının isteği dışında zorunlu tutulamayacağına dikkat çekti. Mahkeme, sigortalının talebini haklı bularak Bağ-Kur hizmetleri dışarıda bırakıldığında emeklilik şartlarını sağladığına karar verdi. Bu kapsamda davacının daha erken tarihten itibaren emekli aylığına hak kazandığı ve maaş farklarının faiziyle ödenmesi gerektiği hükme bağlandı.
Kararın ardından SGK tarafından yapılan istinaf başvurusu da reddedildi. Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onayladı.
SGK’nın temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin gündemine geldi. Daire, davacının yalnızca SSK hizmetleri üzerinden değerlendirme yapılmasını istediğini belirterek yerel mahkemenin Emekli Sandığı hizmetlerini de hesaba katmasını usule aykırı buldu ve kararı bozdu.
Yerel mahkeme ise Yargıtay’ın bozma kararına uymadı. Mahkeme, dava dilekçesinin tamamı incelendiğinde davacının Bağ-Kur hizmetlerinin dışlanmasını istediğinin açık olduğunu, Emekli Sandığı hizmetlerinin hesaba katılmasına itiraz etmediğini belirterek ilk kararında direndi.




Yorumlar kapalı.