Vücudumuz, besinleri yemekten yaklaşık iki ila üç saat sonra işleme koyar. Dr. Robertson’a göre, bu dönemde yapılan hafif bir yürüyüş, en çok glikoz ihtiyacı duyan doku olan iskelet kaslarını aktive eder.
Kan şekerindeki ani yükselmeler önlenir ve şeker seviyeleri daha yumuşak bir şekilde başlangıç noktasına döner.
Zamanla tekrarlanan bu kısa yürüyüşler, vücudun insüline karşı daha duyarlı bir fizyoloji geliştirmesine yardımcı olur.
Düşük yoğunluklu hareketler bile kas liflerinin kasılmasını sağlayarak kandaki glikozun emilmesini tetiklemek için yeterlidir.
Yemekten sonra hissedilen halsizlik ve mide şişkinliğinin çözümü de yine hareket etmekte saklıdır. Dr. Faynboym, yürüyüşün mide hareketliliğini artırdığını ve parasempatik sinir sistemini uyararak sindirim sürecini desteklediğini belirtti.
Düzenli akşam yürüyüşleri; reflü, mide krampları, şişkinlik ve midenin geç boşalması gibi semptomları önemli ölçüde azaltır.
Dr. Robertson, özellikle reflü sorunu yaşayanlar için yürüyüşün, mide içeriğinin geriye kaçma olasılığını düşüren basit bir davranışsal strateji olduğunu vurguladı.




Yorumlar kapalı.