Victoria amazonica’nın bir insanı rahatlıkla taşıyabilmesinin arkasında muazzam bir yapısal tasarım yatıyor. Yaprakların alt kısmında bulunan damarlar, devasa bir ağ örerek bitkiye hem esneklik hem de dayanıklılık kazandırıyor. Bu damarların arasına hapsolmuş özel hava kesecikleri, dev yaprağın su yüzeyinde batmadan kalmasını sağlayan bir duba görevi görüyor. 8 metreyi bulan sağlam sapları ise bu dev yaprakları suyun tabanına sıkıca bağlıyor.
Bitkinin sadece yaprakları değil, yaşam döngüsü de oldukça dramatik. Victoria amazonica’nın çiçekleri yalnızca gece saatlerinde açıyor. İlk açtığında saf beyaz rengiyle büyüleyici bir koku yayan çiçekler, bu sayede polen taşıyıcı böcekleri kendine çekiyor. Görevini tamamlayan çiçek, ertesi gün rengini pembeye çeviriyor ve yalnızca 2-3 gün süren kısa ömrünün ardından suya karışıyor.
1837 yılında bilim dünyasına ilk kez tanıtılan bu dev bitki, dönemin İngiltere Kraliçesi Victoria’ya ithaf edildi. Keşfedildiği günden bu yana botanikçilerin en çok ilgi gösterdiği türlerden biri olan Victoria amazonica, günümüzde özel iklimlendirilmiş cam seralarda ve dünya çapındaki prestijli botanik parklarında sergileniyor. Amazon’un bu sert ama zarif devleri, su ekosisteminin en görkemli üyeleri kabul ediliyor.




Yorumlar kapalı.