Science dergisinde yayımlanan bulgular, yaşlanmanın hayatın son evrelerinde aniden ortaya çıkmadığını, aksine orta yaş döneminde (beşinci ay itibarıyla) başladığını gösterdi. Araştırma, hücrelerin sadece işlevini yitirmediğini, hücre sayılarında da dramatik değişimler yaşandığını ortaya koydu. İncelenen hücre tiplerinin %25’inde ciddi artış veya azalış gözlemlenirken, özellikle kas ve böbrek hücrelerinin azaldığı, bağışıklık hücrelerinin ise kontrolsüzce çoğaldığı saptandı.
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, vücuttaki tüm organların birbiriyle bağlantılı bir şekilde yaşlanması oldu. Farklı organlardaki hücresel değişimlerin eş zamanlı gerçekleşmesi, yaşlanma sinyallerinin muhtemelen kan dolaşımı yoluyla tüm vücuda yayıldığına işaret ediyor. Ayrıca, yaşlanma etkilerinin %40’ının cinsiyete göre değiştiği, kadınlarda bağışıklık sisteminin daha fazla aktive olduğu belirlendi. Bu durum, kadınlarda otoimmün hastalıkların neden daha sık görüldüğünü de açıklıyor.
Ekip, 1,3 milyon gen bölgesini tarayarak yaşlanmayla doğrudan bağlantılı 300 bin kritik bölge tespit etti. “Sıcak noktalar” olarak adlandırılan bu bölgelerin rastgele bozulmadığı, belirli bir düzen içinde değiştiği anlaşıldı.
Laboratuvar başkanı Junyue Cao, sitokin adı verilen bağışıklık moleküllerinin bu süreci tetiklediğini belirterek şu müjdeyi verdi:
“Savunmasız hücre tiplerini ve moleküler sıcak noktaları belirledik. Bu spesifik noktaları hedef alan ilaçlar geliştirerek, birden fazla organdaki yaşlanma sürecini yavaşlatmak artık mümkün olabilir.”




Yorumlar kapalı.