Genel kanının aksine, domatesin üzerindeki hafif yeşil tonlar onun ham olduğunu değil, tam vaktinde toplandığını gösterir. Uzmanlar, tamamen kıpkırmızı olanlar yerine üst kısımlarında hafif yeşillik bulunan domateslerin tercih edilmesini öneriyor. Bu yeşil alanlar, meyvenin evdeki bekleme sürecinde bozulmadan olgunlaşmaya devam edeceğinin ve yemeklere çok daha yoğun bir aroma katacağının en büyük kanıtıdır.
Domatesin tarladan ne zaman ayrıldığını anlamak istiyorsanız, bakmanız gereken ilk yer sapıdır. Eğer sap kısmı parlak ve canlı bir yeşil tona sahipse, o ürün rafa yeni gelmiş demektir. Ancak kahverengiye dönmüş, kurumuş veya siyahlaşmış bir sap görüyorsanız; o domatesin rafta günlerdir beklediğini ve iç dokusunun zayıflamaya başladığını bilmelisiniz.
Görsel kontrol tek başına yeterli değildir; küçük bir dokunuş seçiminizi garantiler. Kaliteli bir domatese hafifçe bastırdığınızda meyve size bir direnç göstermelidir. Parmağınız domatesin içine gömülüyor veya üzerinde kalıcı bir çukur bırakıyorsa, o ürün miadını doldurmuş demektir. Esnek ama sert bir yapı, tazeliğin en net göstergesidir.
Son ve en etkili aşama ise koklamaktır. Gerçekten taze ve doğal bir domateste meyvemsi, adeta yeni kesilmiş çimenleri anımsatan ferahlatıcı bir koku bulunur. Eğer burnunuza ekşi, küfümsü veya hiçbir koku gelmiyorsa, o domates ya içten içe bozulmaya başlamıştır ya da tadı olmayan, aşırı işlem görmüş bir üründür.




Yorumlar kapalı.