Hawaii, Pasifik Okyanusu’nun incisi olarak bilinse de, adaların bazı plajları gizli tehlikelerle dolu. Hanakāpī’ai Plajı, Kauai Adası’ndaki izole konumuyla doğa tutkunlarını cezbediyor. Ancak burası sadece yürüyüş için uygun. Özellikle kış aylarında ortaya çıkan devasa dalgalar ve tahmin edilemez rip akıntıları, yüzmek isteyenler için ölümcül bir tuzak oluşturuyor. Plajdaki bir tabela, bu sularda hayatını kaybedenlerin sayısını güncel olarak göstererek ziyaretçilere tüyler ürpertici bir uyarıda bulunuyor. Keza, sörf dünyasının ikonik dalgalarına ev sahipliği yapan Ehukai Beach Park da (bilinen adıyla Banzai Pipeline), sığ mercan kayalıkları nedeniyle profesyonel sörfçüler için bile ciddi riskler barındırıyor. Şubat 2025’te yaşanan ve profesyonel sörfçü Makai McNamara’nın ağır yaralanmasıyla sonuçlanan kaza, bu plajın ne kadar acımasız olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde bulunan New Smyrna Plajı, dünyada en çok köpekbalığı saldırısının yaşandığı yer olarak nam salmış durumda. 1880 yılından bu yana 300’den fazla vakanın kaydedildiği bu plaj, “dünyanın köpekbalığı başkenti” unvanını taşıyor. Çoğu saldırı hafif sıyrıklarla atlatılsa da, buraya gelenlerin her an tetikte olması gerekiyor. Güney Afrika’nın Gansbaai bölgesi ise “Köpekbalığı Geçidi” olarak biliniyor ve büyük beyaz köpekbalıklarının yoğun olduğu bir nokta. Her gün suya dökülen balık kanları ve yemler, bu yırtıcıları kıyıya çekiyor. Dalış turizmi için popüler olsa da, kafesin dışına çıkmak veya serbest dalış yapmak tam anlamıyla bir intihar.
Avustralya, muhteşem doğal güzellikleriyle ünlü olsa da, aynı zamanda gezegenin en tehlikeli hayvanlarına ev sahipliği yapıyor. Cape Tribulation, zehirli denizanaları ve tuzlu su timsahlarıyla dolu, sinsi bir tehlike barındırıyor. Buraya yaklaşanların uyarı tabelalarına mutlaka uyması ve koruyucu kıyafetler giymesi şart. Dünyanın en büyük kum adası olan Fraser Adası ise eşsiz güzellikteki dingo köpekleriyle meşhur. Ancak 2019’dan bu yana artan dingo saldırıları, adayı ziyaretçiler için riskli hale getirdi ve güvenlik önlemleri artırıldı. Avustralya’nın izole Northern Territory (Arnhem Land olarak da bilinir) bölgesi ise zehirli denizanaları, taş balıkları ve timsahlarla dolu. Bu uzak bölgede yardım ekiplerinin ulaşması zaman aldığı için risk katlanarak artıyor.
Meksika’nın Pasifik kıyısında yer alan Playa Zipolite, “Ölüm Plajı” lakabıyla anılıyor. Bunun nedeni, aniden oluşan ve tahmin edilmesi zor olan güçlü akıntılar. Bölgede görevli özel kurtarma ekipleri boğulmaları önlemek için çabalasa da, tehlike hala devam ediyor. Birleşik Krallık’taki Morecambe Körfezi ise bataklık benzeri hareketli kumlar, suyun yönünü değiştiren kanallar ve ani yükselen gelgitleriyle oldukça riskli bir bölge. Yerel halk bile bu körfeze özel araçlarla ve büyük bir dikkatle giriş yapıyor, dışarıdan gelenlerin ise kesinlikle tek başına buraya yaklaşmaması öneriliyor.
Amerika’nın Güney Carolina eyaletinde bulunan Myrtle Plajı, denizdeki tehlikelerden ziyade çevresindeki suç oranıyla dikkat çekiyor. 2023 verilerine göre, her 100.000 kişiden binden fazlası şiddet suçlarına maruz kalmış. Bu durum, plajı ABD’nin en tehlikeli bölgelerinden biri haline getiriyor. Japonya’daki Kitaizumi Plajı ise farklı bir tehditle karşı karşıya. Fukuşima’daki nükleer felaketin ardından yıllarca kapalı kalan plaj, 2019’da halka açılsa da, radyasyon korkusu nedeniyle ziyaretçi sayısı ciddi oranda azaldı. Görünüşte güvenli olsa da, çevresel felaketin gölgesi hala üzerinde.




Yorumlar kapalı.