Uzmanlar ve sosyologlar, geçmişte yalnızca Japonya kültürüne has olduğu düşünülen bu sendromun artık Batı ve Asya toplumlarında da alarm verici seviyelere ulaştığını belirtiyor.
Euronews’te yer alan habere göre, bireylerin toplumdan asgari 6 ay boyunca tamamen koparak hayatlarını tek bir odada geçirmesi, hikikomori olarak isimlendiriliyor.
Söz konusu kişiler, dış dünyayla olan iletişimlerini neredeyse sıfıra indirgerken, eğitim, kariyer ve sosyalleşme gibi temel yaşamsal faaliyetleri hayatlarından tamamen çıkarıyor.
Tencerede sadece kuru fasulye değil günlük stresinizi de kaynatıyorsunuz
Aşırı içe kapanma sendromunu deneyimleyen hastaların büyük bir bölümünde, gece ile gündüzün yer değiştirdiği uyku bozuklukları gözlemleniyor.
Bütün gün uyuyup geceleri ekran karşısında çevrim içi vakit geçiren, e-posta veya mesajlara dahi yanıt vermeyen bu bireyler, zamanla öz bakım ve ev temizliği gibi en insani ihtiyaçlarını bile yerine getirmekte zorlanıyor.
Bilimsel yayın kuruluşu IFL Science verilerine göre, bu psikolojik terim ilk defa 1990’lı yıllarda Japon psikiyatrist Tamaki Saito tarafından tıp literatürüne kazandırıldı.
Saito, vakayı doğrudan modern yaşamın stres unsurlarından bir kaçış yöntemi şeklinde yorumlayarak, bu durumu ‘bitmeyen ergenlik’ olarak tanımladı.
İlk ortaya çıktığı dönemlerde daha çok genç erkek popülasyonuyla ilişkilendirilen bu hastalık, 2026 yılına gelindiğinde kadınları ve orta yaşın üzerindeki kitleleri de etkisi altına alıyor.




Yorumlar kapalı.