Kasada reyon fiyatıyla eşleşmeyen etiketler, adrese ulaşmayan kargolar, kusurlu ürünler veya çalışanların ilgisiz tavırları, hedef kitlede derin kırgınlıklara yol açıyor.
Alışverişseverlerin hafızasında yer eden bu kötü tecrübelerin firmalar için ne anlam ifade ettiğini ve vatandaşın kırmızı çizgilerinin nerelerde başladığını ortaya koyan kapsamlı bir çalışma yayımlandı.
Marketing Türkiye için Twentify tarafından hazırlanan ‘Olumsuz Alışveriş Deneyimleri: Bir Alışveriş, Bin Hayal Kırıklığı’ adlı araştırma, markaların önündeki tehlikeleri ve izlemeleri gereken stratejik adımları net bir şekilde gösteriyor.
Günümüzün dijital ve şeffaf pazar ortamında bilinçli hale gelen kitleler, artık sadece mala değil, gördükleri saygıya ve güvene de bedel ödüyor.
Bugün almayan çok pişman olacak: Akıllı telefon ve tablet fiyatlarına yüzde 25 zam geliyor
Alışveriş sürecinin henüz başlangıcında kurulan ilk diyaloglar, sürecin devam edip etmeyeceğini doğrudan belirliyor.
Araştırmaya katılan tüm gruplarda, markayla kurulan ilk temasın niteliği sonraki adımların yönünü çiziyor.
Vatandaşın o anki psikolojisi ve mağaza ortamı, satın alma eğilimini doğrudan etkiliyor.
Fiziki dükkanlarda düzen, hijyen ve personelin yaklaşımı ön plana çıkarken, dijital mecralarda ise hız ve taahhüt edilen zamanda teslimat sözü kritik rol oynuyor.
Sakin ve organize bir ortam kişiye güven verirken, kalabalık ve ilgisiz bir kadro tedirginliğe yol açıyor.
İnternet üzerinden verilen siparişlerin taahhüt edilen 30 dakika yerine 2 saat sonra gelmesi ise daha ürün ulaşmadan memnuniyetsizliğin fitilini ateşliyor.




Yorumlar kapalı.