Şelalenin en çarpıcı özelliği, yaklaşık 5 metrelik yükseklikten dökülen sularının alt kısımda doğal bir havuz oluşturması. Bu küçük gölet, yaz aylarında serinlemek ve doğayla bütünleşmek isteyenler için harika bir yüzme alanı sunuyor. Şelaleye yaklaştığınızda duyduğunuz tek ses, suyun akışı ve kuşların cıvıltıları oluyor; bu, modern dünyanın gürültüsünden arınmak isteyenler için paha biçilmez bir deneyim.
Malta Şelalesi’ni özel kılan bir diğer nokta ise, çevresinde hiçbir işletme ya da tesisin bulunmaması. Ne bir şezlong ne bir şemsiye görebilirsiniz; sadece doğa ve onunla gelen huzur var. Bu durum, şelalenin bakirliğini korumasını sağlarken, ziyaretçilerin de kendi hazırlıklarını yaparak gelmelerini gerektiriyor. Piknik sepetini, kamp sandalyesini ve yürüyüş ayakkabılarını alıp gelenler, burada günübirlik de olsa doğanın bir parçası olduklarını hissediyor.
Malta Şelalesi, aynı zamanda fotoğrafçıların da gözdesi. Sabahın erken saatlerinde ağaçların arasından süzülen güneş ışınları, şelalenin berrak suyuyla birleştiğinde ortaya kartpostallık manzaralar çıkıyor.

Malta Şelalesi’ne ulaşım, sanıldığının aksine oldukça kolay. Özel aracıyla gelenler, Gaziemir üzerinden Menderes yönüne ilerleyerek Değirmendere Köyü’ne ulaşıyor ve Tahtalı Barajı’nı geçtikten sonra kısa bir yolculukla şelaleye varabiliyor. Yolu toprak olsa da araçla geçişe uygun.
Toplu taşıma kullanmak isteyenler için de bir alternatif mevcut: İZBAN ile Cumaovası Durağı’nda indikten sonra 729 numaralı otobüsle Değirmendere İlkokulu durağına ulaşılıp kısa bir yürüyüşle şelaleye varılabilir.
Malta Şelalesi, bu yaz kalabalıktan ve sıcaktan bunalan, doğayla baş başa kalmak isteyenler için adeta gizlenmiş bir mücevher. Klimalı otellerden ve gürültülü plajlardan sıkılan herkesin rotasına eklemesi gereken bu yer, keşfedilmeyi bekliyor.
















Yorumlar kapalı.