Görünüşüyle domatesi andıran, tadıyla tropikal meyveleri hatırlatan naranjilla; patlıcangiller familyasının sıra dışı üyelerinden biri. Domatesin yakın akrabası olan bu meyve, yalnızca And Dağları’nın verimli ve nemli yamaçlarında yetişebiliyor. Yumuşak kahverengi tüylerle kaplı, tenis topu büyüklüğündeki yapısıyla dikkat çeken lulo, bölge halkı tarafından “yerel hazine” olarak değerlendiriliyor. Güney Amerika dışındaki ülkelerde taze naranjilla bulmak neredeyse imkânsız olduğu için meyvenin değeri her geçen yıl daha da artıyor.
Naranjillanın içi parlak yeşil, oldukça sulu ve kendine has bir ekşimsi tat barındırıyor. Tadını deneyenlerin en sık yaptığı tarif ise “limon ve ananasın birleşimi” oluyor. Aynı anda ekşi, tatlı ve hafif buruk tonlar sunan meyve, özellikle meyve suyu olarak tüketildiğinde unutulmaz bir lezzet deneyimi yaşatıyor. Bu nedenle bölgedeki pazarları gezen turistler, önce lulo suyunu tadıyor ardından taze meyveyi yanlarına almak istiyor; ancak bu istek çoğu zaman kurallara takılıyor.
Naranjillanın taze şekilde ihracatının yasaklanmasının iki temel nedeni bulunuyor.
Birincisi, meyvenin son derece narin yapısı. Kabuğu ince olduğundan en ufak darbe bile iç kısmın ezilmesine ve hızla bozulmasına yol açıyor. Olgunlaşmadan toplanmasına rağmen taşıma sürecine dayanamayarak kolayca ziyan oluyor.



