Kısa bir süre önce ‘sessiz istifa’ (quiet quitting) kavramı, çalışanların görev tanımlarının ötesine geçmeyi reddetmesi ve yalnızca minimum gereklilikleri yerine getirmesiyle geniş yankı uyandırmıştı.
Günümüzde ise bu eğilimin yerini, daha sinsi ve derinlemesine bir sorun olan ‘sessiz çatlama’ (quiet cracking) alıyor.
Bu yeni durum, çalışanların kuruma olan içsel bağlılıklarının görünmez bir şekilde aşınmasını ifade ediyor.
Marketing Türkiye’de yer alan habere göre, sessiz çatlamanın temel karakteristik özelliği, çalışanın işini fiilen bırakmamasıdır.
Çalışanlar masalarında oturmaya devam eder, rutin raporları hazırlar, toplantılara katılır ve kendilerinden beklenen görevleri aksatmadan yerine getirirler.
Ancak bu dışsal uyumun arkasında, kuruma yönelik içsel motivasyon ve duygusal bağlılıkta ciddi bir düşüş yaşanır.
Çalışan, dışarıdan bakıldığında işine devam ediyormuş izlenimi verse de, zihinsel ve duygusal olarak kurumsal ortamdan giderek uzaklaşır, bir nevi ‘var ama yok’ durumuna geçer.
Plansız eğitim politikalarının iflası! Üniversiteler öğrencilerini tutamıyor
2025 yılında gerçekleştirilen global araştırmalar, sessiz çatlamanın yaygınlığını gözler önüne seriyor.
TalentLMS tarafından yapılan bir anket, çalışanların yarısından fazlasının bu içsel çözülmeyi deneyimlediğini ortaya koyuyor.



