İngiltere merkezli BBC Worklife’ta yayımlanan analizlere göre, son yıllarda özellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında görülen bu durum, kişinin işini bırakmadan duygusal olarak tamamen kopmasıyla tanımlanıyor. Uzmanlar, bu sürecin fark edilmesinin zor olduğunu ve bu nedenle uzun vadede daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) verilerine göre, çalışanların yüzde 60’ından fazlası “işini yapabildiğini ancak hiçbir tatmin hissetmediğini” söylüyor. Bu durum klasik tükenmişlik sendromundan farklı olarak ani çöküşler yerine yavaş ve sessiz bir çözülme şeklinde ilerliyor.
Psikologlara göre sessiz tükenmişliğin en belirgin işaretleri arasında; sabahları isteksiz uyanma, hafta sonu dahi zihnin işten kopamaması, küçük sorumlulukların bile ağır gelmesi ve sosyal hayata karşı ilgisizlik yer alıyor. Ancak bu belirtiler genellikle “yorgunluk” ya da “geçici stres” olarak yorumlandığı için göz ardı ediliyor.
Türkiye’de de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve uzaktan çalışma düzenine geçen çalışanların bu durumu daha yoğun yaşadığını belirtiyor. Sürekli çevrim içi olma hali, iş ve özel hayat arasındaki sınırların kaybolması ve ekonomik kaygılar, sessiz tükenmişliği tetikleyen faktörler arasında gösteriliyor.
Psikologlar, bu sürecin fark edilmemesi halinde uzun vadede depresyon, anksiyete bozuklukları ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Çözüm olarak ise düzenli mola alışkanlığı, dijital sınırlar koymak ve duygusal yorgunluğu ciddiye almak öneriliyor.




Yorumlar kapalı.