Katılımcıların önemli bir bölümü, yani yüzde 53,1’i kendilerini ‘modern’ olarak nitelendirirken, yüzde 46,9’luk bir kesim ise ‘kısmen modern’ olduğunu ifade etti.
Bu sonuçlar, daha önceki ‘Yeni Nesil Muhafazakarlar’ araştırmasındaki oranlarla karşılaştırıldığında dikkat çekici farklılıklar gösteriyor.
Muhafazakar katılımcıların yüzde 79,3’ü ‘kısmen muhafazakarım’, yüzde 20,7’si ise ‘tamamen muhafazakarım’ yanıtını vermişti.
Öte yandan, geleneksel ve modern yaşam biçimini bir arada yürütme konusundaki sorulara sekülerlerin yüzde 58’i ‘geleneksel değerleri ve modern hayatı dengelemeye çalışıyorum’ şeklinde yanıt verdi.
Yüzde 35’i kendini ‘modern yaşama daha yakın’ hissederken, sadece yüzde 6,6’sı ‘geleneksel değerlere daha yakın’ olduğunu belirtti.
Araştırma bulguları, seküler bireylerin inanç ve bilim arasındaki dengeye dair ilginç tespitler sunuyor. Katılımcıların yüzde 81,8’i ‘akıl ve bilimin tek bilgi kaynağı olduğu’ fikrine katılıyor.
Buna karşın, yüzde 37,6’sı ‘dinlerin insanların özgürlüklerini gereksiz yere kısıtladığı’ görüşünü destekliyor. Bilimle çelişen dini bilgilerin hurafe olduğu yönündeki ifadeye katılanların oranı ise yüzde 54,9 olarak belirlendi.
Kişisel özgürlükler konusunda, seküler bireylerin yüzde 73,5’i ‘bir erkeğin ya da kadının açık giyiniyor olmasından rahatsızlık duymam’ ifadesini benimsiyor.
Seküler hayat tarzına sahip olanların yüzde 74’ü ‘çaresiz hissettiğim bir anda yüce bir güce sığınırım’ derken, yüzde 72,1’i dini kurallara göre gömülmek istediğini belirtiyor.




Yorumlar kapalı.