Çalışma, sıcaklıkların 40–50 dereceyi bulduğu aşırı ısınma dönemlerini, ölümcül soğuk rüzgâr etkilerini ve volkanik faaliyetlere bağlı karbondioksit artışını bir arada değerlendiriyor. Araştırmacılar, bu süreçlerin süperkıta oluşumları gibi doğal jeolojik değişimlerle hızlanabileceğine dikkat çekiyor.
İkinci tehlike olarak, aşırı soğuk dönemlerde kuvvetli rüzgârın memeli dokularında “iskemik nekroz” yani hücresel ölüme yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bugünkü insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının bu senaryoları çok daha erken tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Cumhuriyet’te yer alan habere göre, araştırmanın ortak yazarı Dr. Eunice Lo, “250 milyon yıl sonrası için konuşuyoruz, ancak iklim sistemi bugün bile kırılma noktasına yaklaşıyor. Net sıfır emisyon hedefi kritik önemde” dedi. Bilim insanları, gezegenin geleceğinin yalnızca doğal süreçlere değil, bugünkü insan kararlarına da bağlı olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, bu tür simülasyonların “dünya sonu tahmini” olmadığını, uzun vadeli gezegen sınırlarını anlamak için yapıldığını belirtiyor. Ancak hızlı iklim değişikliği, milyonlarca yıllık süreçlerin beklenenden önce etkili olabileceğini gösteriyor.



