Gündem 6 ay önce “Genel Başkan olarak bu yıl Osmaniye’den başlayıp, tersine istikametle bugün Malatya’da bitirdiğimiz, deprem bölgesinde yapılanları, yapılamayanları, olanı ve olmayanı yapıcı bir gözle bakıp, Türkiye’ye depremin üçüncü yılının hem bir fotoğrafını göstermek, hem de o konuda siyasi değerlendirmelerimizi yapma gereği duyduk. 6 Şubat depremi şüphesiz dünya afetler tarihine geçecek bir deprem. 11 büyük şehirde birden oldu. ‘Asrın felaketi’ denmesi boşuna değil. İşin boyutunu göstermesi açısından çok önemli ama bizim o depreme hazırlıksız yakalandığımızı kabul etmemiz lazım. Bu bir bütün olarak devletiyle, milletiyle bizim ortak bir kusurumuzdur. Ama ülkeyi yönetenlerin de o depreme mazeretsiz yakalandıklarını ifade etmeliyim. Niye mazeretsiz? Çünkü 2 aylık ya da 21 aylık bir hükümeti depremdeki hasardan mesul tutamazsınız. Ama 21 yıldır bir hükümet iktidardaysa ve iktidara gelişi bir büyük deprem felaketinden sonra olduysa, kendinden önceki süreci çok acımasız eleştirdiyse, örneğin Gölcük’te ‘Üçüncü günde hala çadır yok, çadırın kuyruğu var’ demiş birisi Başbakan olduysa, toplumsal bir mutabakat varsa, 99 depremlerinden sonra… Yani ‘Bir büyük İstanbul depremi bizi mahvedebilir. İşte bu Erkenek fayı kılırsa Malatya’dan Adana’ya kadar 10 şehir yıkılabilir’i biz biliyorsak, toplum da ‘Bu konuda ne yapılacaksa yapılsın’ dediyse, oylar da öyle istendiyse orada toplumsal mutabakat vardır ve olmasının en gerekli olduğu şey arkandadır. Yani kamuoyu desteği. İkincisi, ne lazım? Depreme hazırlanmak için dünya kadar kanun lazım. Hepimiz diyoruz ki ‘1999’dan sonra yapılan binalar yıkılmıyor kolay kolay.’ Çünkü o depremden ders alınıp, siyasi partiler müştereken akademisyenlerle çalışıp, iyi bir kanun ve çok iyi yönetmelikler yaptılar. İç denetim meselesi, yani o yönetmeliğe uygun yapılan binalar yıkılmadı hakikaten. Hem TOKİ’ninkiler yıkılmadı, hem 1999 sonrası düzgün yapılan ve denetlenen hiçbir bina yıkılmadı. Yani kanuni hazırlık da tamam.