Son Yazılar

Ekonomi

Kadınların gözdesi belli oldu! Bu otomobiller tam istedikleri gibi: İşte dünya kadınlarının tercih ettiği modeller

Hyundai Santa Fe, 2025 Kadınlar Dünyada Yılın Otomobili unvanını kazandı. Bu ödül, otomobilin geniş iç hacmi, konforlu sürüş deneyimi ve dikkat çeken modern tasarımıyla büyük bir başarıya imza attığını gösteriyor. MINI Cooper, Kia EV3 ve Audi A6 e-tron gibi güçlü rakipleri geride bırakan Santa Fe, Hyundai’nin en büyük SUV modellerinden biri olarak dikkatleri üzerine çekiyor.

Gündem

Bahçeli’den ’18 Mart Çanakkale Zaferi’ Mesajı

“Türk milleti, ayrışma, bölünme ve farklılaşma tuzaklarına düşmeden, oynanan oyunların farkına vararak dünün muhteşem mücadelelerine sahip çıkacak ve elbette feyz alacaktır. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü müftehir bir vicdanla kutluyor, bize bu zaferi emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve cephe komutanları olmak üzere, kahraman şehitlerimize, gözü pek neferlerimize Cenabıallah’tan rahmetler diliyor, hepsini minnet ve şükran hislerimle yâd ediyorum.”

Gündem

Başkentte Metroda Ortalık Savaş Alanına Döndü! Birbirlerine Girdiler, Güvenlik Bile Ayıramadı

Olayda, kavga eden şahıslardan birisi yaralandı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan vatandaş hastaneye kaldırılırken, polis ekipleri olaya yönelik inceleme başlattı.

Gündem

Kahramanmaraş’ta Korkutan Yangın! Cami Lojmanı Küle Döndü

Elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangını görenlerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, lojmanı tamamen saran alevleri camiye ve çevredeki evlere sıçramadan kontrol altına alıp söndürdü.

Gündem

O kentte 200 bina, mühendislerin yazılım hilesiyle inşa edildi! Yeni yapılan birçok yapı risk altında

“Malumunuz üzere geçtiğimiz hafta en son belediye meclis toplantımızda bazı inşaat verilerinin eksik girilmesi neticesinde demir ve betonda eksik hesaplamalarla eksik malzeme kullanılması neticesinde birçok yapılan binanın riskli bina haline gelmesi nedeniyle birçok yurttaşımızın tedirgin olduğunu ve bu işin karşılığında birçok sorumluluğun örtbas edilmeye çalışıldığının farkındayız.

Gündem

Bahçeli: Çanakkale’yi geçemeyenler, Türkiye’yi geçemeyecekler

Bahçeli, MHP’nin resmi sosyal medya hesabından paylaşılan mesajında, “Kökeni, mezhebi, meşrebi ve memleketi ne olursa olsun...

Gündem

Onun için eğitim farklı bir deneyim, farklı bir dünya! 300 erkeğin arasında tek kız: ‘Şakaları bile farklı’

Yağmur Medine Tosun, motorlu araçlar tamiri ile ilgili bilgilerini sanayide ve okulda pekiştirerek kendini geliştirmeye devam...

Gündem

Meteoroloji’den yeni uyarı geldi! Tüm Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor: İşte 18 Mart il il hava durumu

HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının, Ülke genelinde hissedilir derece azalacağı tahmin ediliyor.

Gündem

Diploma savaşı – Taha Akyol

İktidardan iyi haber alan gazeteciler, diplomanın iptal edileceğini yazdılar. Hiç sürpriz olmaz! Fakat hukuken çok vahim olur.

Gündem

Haraç talebiyle 13 kez saldırıya uğrayan ve bacağından vurulan kişi – Ulvi Saran

Benzerlerini sıkça duyduğumuz bu haber ve haberin konusu olay, Türkiye’de toplumsal yapı, kamu düzeni, devlet otoritesi, güvenlik ve adalet sisteminin içinde bulunduğu durum açısından çok vahim bir tabloya işaret ediyor.Aklın sınırlarını zorlayan, baştan aşağıya bir skandal ve rezalet boyutlarındaki bu olay kapsamında yaşananlar; insanların zihninde Türkiye’nin, şehirlerin bütünüyle suç şebekelerince kontrol edildiği Latin Amerika ülkeleri benzeri bir ülke haline geldiği algısını oluşturuyor.Hani, bir veya iki kez olsa ne ise, 5 ay içinde 10’dan fazla kez çeşitli şekillerde tehdit, taciz, baskı ve kurşunlanmaya maruz kalmak ne demek?Saldırıların sayısı abartılı olsa bile, açıkça görüleceği üzere, istenen haracın alınabilmesi için mağduru yıldırmaya yönelik baskı, tehdit ve tacizlerin şiddeti sistematik bir plan çerçevesinde arttırılmış ve son aşamada “bacağından yaralama” gibi kritik bir eşiğe getirilmiş. İstenen haracı ödemediği takdirde bunun arkasından ne geleceğini tahmin etmek zor değil.Mağdurun ifadesine göre, başına gelenlerle ilgili emniyete ve savcılığa yaptığı şikayetler, bir sonuç getirmek şöyle dursun; haraç çetesini daha da azdırmış, her defasında saldırıların şiddetinin ve istenen haracın miktarının arttırılması sonucunu doğurmuş.Devletin polisi, savcısı ve resmi makamları, 5 ay boyunca şehir halkının gözü önünde cereyan eden, güvenlik kameralarına yansıyan kurşunlanma görüntülerinin sosyal medya platformlarında izlenebildiği bu saldırılara dur diyebilmede ve faillerini yakalamada nasıl bu kadar aciz ve yetersiz kalabilir?Mağdurun farklı bölgelerdeki işyerlerine ve otomobiline farklı zamanlarda defalarca yapılan saldırının silah sesleri, civardaki karakolların hiç birinden duyulmamış olabilir mi?İlgili mercilere konuyu ve gidişatını sorsanız, verilen cevap; “Efendim şahsın ihbar ve şikayetini aldık, kayıt oluşturduk. İşlem süreci devam ediyor ve gelişmeleri takip ediyoruz. Merak etmeyin vatandaşlarımızın can güvenliği emin ellerde…” olacaktır.Yapılanlar; ifade alma, suç kaydı, “kim aradı?” “ne dedi?” “nereden geldi?” “nasıl oldu” tarzında “suya tirit” kabilinden işlemler, sorgulamalar ve sonuçsuz kalan teknik takipler.Böyle bir olay karşısında can havliyle devletin resmi birimlerine sığınıyor ve imdat istiyorsunuz. Ölüm kalım savaşı veriyor, başınıza neler geleceğini ve nihai akıbetin ne olacağını gayet iyi biliyorsunuz. Konuyu çözmek ve belayı defetmekle görevli ve yükümlü kişiler ise, durumun vahametini ve yaşadığınız duyguları umursamazcasına “masa başı memuru” olarak ifade almakla, tutanak tutmakla ve defter kaydı oluşturmakla meşgul oluyor, daha ötesine geçemiyorlar. Siz can pazarında boğuşurken ve uykularınız kaçarken, görevli memurlar mevzuat gereği yapılması gereken kayıt ve tutanak işlerini ve izlenmesi gereken aşamaları kâğıt üzerinde ikmal ederek görevlerini yerine getirmiş olmanın verdiği tatmin duygusu ve gönül huzuruyla akşam evlerine gidebiliyorlar.Başı dertte olan ve güvenlik talebinde bulunan kişinin ihtiyaç duyduğu hizmet beklentisiyle; talebin muhatabı resmi merciin ve görevlilerin konuyu algılama, ele alma ve yürütme tarzı arasında müthiş bir uyumsuzluk ve çelişki var.5 ay içerisinde ardı ardına tekrarlanan ve şiddet dozu arttırılan tehdit, kurşunlama, kafaya silah dayamalar ve ayyuka çıkan silah seslerinin ortaya çıkardığı tehlike, masa başı evrak ve kayıt işlemleri ve elle dokunulur bir sonuç getirmeyen teknik takip aşamalarıyla bertaraf edilebilir mi?Hayır?Zaten çeteler ve suç şebekeleri, emniyet birimleri ve savcılıkların bu konulardaki ataletini, önleyicilikten ve caydırıcılıktan uzak formalitelerle ve işlem süreçleriyle oyalanacaklarını ve sonuçta kendilerine yönelik dişe değer aktif ve müdahil bir tavır sergilemeyeceklerini iyi bildikleri için giderek pervasızlaşıyor ve saldırılarının dozunu arttırıyorlar.Resmi işlemler ne kadar eksiksiz ve usulünce yerine getirilmiş olursa olsun, 5 ay önce başlayan olayın, mağdurun bacağından kurşunlanması raddesine gelmesinde; ilgililerden kaynaklanan herhangi bir hata, ihmal ve sorumsuzluğun payının bulunmadığını iddia etmek mümkün değildir.Devletin bu tür ölümcül konularda körelmiş reflekslerle sergilediği etkisiz ve sonuç getirmekten uzak tutum; temelde devlet memuru zihniyetinden ve bunun doğurduğu “sıfır riskle” görev yürütme anlayışından kaynaklanıyor.Sonuçta bir devlet memuru olan emniyet mensubu, eğer yaptıklarıyla yasada yazılı olanların gereğini görünürde de olsa yerine getiriyorsa bu yeterli sayılmaktadır. Bu bakış açısıyla hareket edildiğinde, ikmal edilen işlemin, özellikle örgütlü suç şebekelerinin faaliyetleri gibi can güvenliği riski taşıyan ve kurşunların konuştuğu konularda ihtiyaca cevap verip vermediği, mağdurun derdine derman olup olmadığı dikkate alınmamaktadır.Israrla konunun üzerine gidip irdelediğinizde ise, sığınılan bahane ve gerekçeler hazırdır: “Efendim, ne yapalım sistem böyle…Mevzuat elimizi kolumuzu bağlıyor. Kurallar böyle gerektiriyor.”Peki, Nedir o mevzuat?: Polis Görev ve Yetkileri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), AB Uyum Yasaları, İnfaz Kanunu vb…Diğer taraftan, “Efendim biz yakalayıp savcılığa teslim ediyoruz. Savcılık delil yetersizliğinden takipsizlik kararı veriyor. Yargılansa da mahkemeler serbest bırakıyor.”Veya “Düzenlenen dosyalardaki, belgeler, veri ve deliller yetersiz. Yapacak bir şey yok. Cezalar caydırıcılıktan uzak. İnfaz kanunu elimizi kolumuzu bağlıyor.”Duruma ve şartlara göre veya tek tek ele alındıklarında, bunlar kısmen kabul edilebilir ve haklılık payı verilebilir elbette…Ancak, kendi yönlerinden ne kadar haklı görünürse görünsün, bu tür bahaneler, sürecin herhangi bir aşamasında rolü olanların sorumluluktan kaçmaları, görevlerini ihmal etmeleri veya savsaklamaları için bir gerekçe teşkil etmemelidir.Neler yapılmalı?Öncelikle, emniyet teşkilatı ve adli birimlerimizin, devlet memuru zihniyetinden bütünüyle kurtulmaları gerekiyor.Özellikle haraç çeteleri ve suç şebekelerinin bu tür planlı eylemlerinde, ihbar kaydı alındıktan sonra; taciz, tehdit, kurşunlama ve kundaklama gibi eylemlerin arttırılarak tekrarlandığı durumlarda, konu “ihmalî sorumluluk” kapsamında ele alınmalıdır.Bu çerçevede suç takibine ilişkin işlem ve formalitelerin şeklen ve usulünce yerine getirilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, çetelerce dozu giderek arttırılan suçlar, tek başına bir “başarısızlık” ve “düşük performans” göstergesi olarak değerlendirilmeli; o bölgenin sorumluları ve yetkililerinden, sonuçların önlenmesinde ve suç faillerinin yakalanmasında gereken özenin gösterilmemiş olması nedeniyle hesap sorulmalıdır.Sistemin bütününe yönelik olarak, suçluların takibi, yakalanması, soruşturulması, yargılanması ve gereği gibi cezalandırılmasında; polisin, adli birimlerin ve mahkemelerin görev ve sorumluluk çerçevelerini genişletecek, yetkilerini güçlendirecek ve cezaların caydırıcılığını arttıracak üç ayaklı bir “Güvenlik,” “Yargı” ve “Ceza” reformunun bir an önce yapılması gerekiyor.