Son Yazılar

Polatlı

Polatlı’da Sünnet Şöleni Hazırlığı

Polatlı Belediyesi, ilçedeki dar kazançlı ailelerin çocuklarını sünnet ettirdi. Sünnet şöleni, 14 Eylül’de yapılacak. Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, şölen evveli Duatepe Devlet Hastanesi’nde sünnet olan çocuk ve ailelerini ziyaret etti. Yıldızkaya, Sakarya Başarıyı kutlamaları kapsamında 14 Eylül’de toplu sünnet şöleni reelleştireceklerini belirterek, kafile, elbise ve kına gecesiyle unutulmaz bir program olmasını istediklerini söyledi. Yıldızkaya, şunları kaydoldu: “Sakarya Başarıyı kutlamalarında sünnet olan çocuklarımız için toplu sünnet düğünü yaparak onların bu mutlu gününü beraber kutlayacağız. Şu ana kadar takribî 120 çocuğumuzu sünnet ettirdik. Bir anne baba çocuğuna nasıl bir sünnet yapmak isterse, nasıl bir sünnet düğünü yapmak isterse o biçimde unutulmaz bir sünnet şöleni yapacağız. Kendi evladımıza yaptığımız sünnet gibi onlara da aynı biçimde kına gecesiydi, kafile otomobiliydi, cümbüşüydü hepsini beraber asıllaştıracağız allahın izniyle. Sünnet şöleni gibi birlik beraberlik ruhunu ortaya çıkartan, bu cins faallikleri devam ettireceğiz. Her bir çocuğumuz ayrı vasıtada olmak üzere kafile tertip edeceğiz. Onların sünnet elbiselerini alıp giydireceğiz.”

Polatlı

Kuraklığın Önlemi Su Tasarrufu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuraklığın önleminin su tasarrufu olduğunu bildirerek, “su zengini bir ülke değiliz. Bir damla suyu bile boşa harcamamalıyız” dedi.Bayraktar, yaptığı açıklamada, bu sene yaşanılan kuraklığın, olası risklere karşı ne kadar zayıf kaldığımızı göz önüne koyduğunu ve böyle bir ortamda su kaynaklarının öneminin daha iyi anlaşıldığını belirtti. Şemsi Bayraktar, Sakarya nehrinin Polatlı’dan geçen kısmında kuruma meydana geldiğini, su debisinin Kızılırmak’ın bazı bölgelerinde altıda bire, Meriç nehrinde üçte bire kadar indiğini, Sapanca Gölü’nde su seviyesinin çok düştüğünü, çoğu ırmağın debisinde düşüş görüldüğünü, göl ve barajlardaki su seviyelerinin de gerilediğini vurguladı.İçme suyu kaynaklarında da sıkıntı yaşandığını, İstanbul’a su sağlayan barajlarda su seviyesinin son 9-10 yılın en düşük seviyesine gerilediğini, İzmir ve Manisa’daki barajlarda da sorun bulunduğunu bildiren Bayraktar, başta İç Anadolu olmak üzere kırsalda içme suyu sıkıntısı çekildiğini belirtti.TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:“Sakarya nehrinin Polatlı’dan geçen kısmında meydana gelen kurumanın sebebi, yağışların az olması nedeniyle Sakarya nehrinde su seviyesinin düşmesidir. Sakarya bölgesinde bulunan sulama birlikleri, bölgelerindeki tarımsal sulama ihtiyacını karşılamak için suyu tutmaktadırlar ve dolayısıyla Polatlı ilçesine Sakarya nehrinden gelen su iletilememektedir.Polatlı Ziraat Odamız, genellikle kuru soğan, şeker pancarı, ayçiçeği ve bostan ekili alanlarda sulama yapılamadığı ve bu durumdan yaklaşık 7-8 köyün etkilendiği belirtmektedir. Ayrıca Devlet Su İşleri’nin (DSİ) içme suyu olarak kullanılan Porsuk Çayı’ndan, su seviyesi yetersizliği gerekçesiyle bölgeye su vermediği görülmektedir.Bölgedeki sulama sorunun kısa vade de çözümü için Sakarya nehri üzerindeki sulama birliklerinin suyu açmaları ve DSİ’nin Porsuk Çayı’ndan suyu üreticiye tahsis etmesi gerekmektedir.Bölgedeki su sorununun kalıcı olarak çözümü ise Proje halinde olan Gök Pınar Barajı’nın bir an önce tamamlanmasıyla sağlanacaktır.”2013 EKİM AYINDAN BU YANA KURAKLIK VARBayraktar, bu üretim sezonunda 2013 yılı Ekim ayından bu yana ülkenin büyük bölümünde ciddi bir kuraklık yaşandığını, 2013 Ekim, Kasım, Aralık, 2014 Ocak, Şubat ve Nisan aylarında yağışların son derece yetersiz kaldığını, 2014 Mart ve Mayıs aylarındaki yağışların da tarımda kuraklığın verdiği zararı gidermediğini belirtti. Çiftçinin bu üretim sezonunda, ülkenin büyük bölümünde kuraklık ve don, bazı yörelerde dolu, fırtına, aşırı yağış afetleri yaşadığını, tarımsal üretimin özellikle hububat ve meyvecilikte büyük zarara uğradığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:“Doğal afetler içinde ülkemizin en büyük sorunlarından biri kuraklıktır. Ülkemiz bilinenin tersine su zengini bir ülke değildir. Ülkemiz, iklimi, topoğrafik yapısı, jeolojisi, hidrolojisi, bitki örtüsü, arazilerimizin işlemeli tarıma uygun olması veya olmaması, mera ve orman alanlarının özellikleri ve yeterlilik durumu ile nüfusun etkisi değerlendirildiğinde çölleşme riskiyle karşı karşıyadır.Küresel iklim değişikliğinin olumsuzluklarının başında şüphesiz ki su kaynaklarına olan etkisi gelmektedir. Özellikle bu sene yaşanılan kuraklık, olası risklere karşı ne kadar zayıf kaldığımızı göz önüne serdi ve böyle bir ortamda su kaynaklarının önemi daha iyi anlaşıldı. Doğal yollarla yeteri kadar yağış gerçekleşmediği için başta hububat olmak üzere birçok üründe kuraklıktan dolayı rekolte düşüklüğü gerçekleşti. Yağış yetersizliği nedeniyle nehirlerimizde ve barajlarımızda su seviyesi azaldı. Bu durum, hem içme-kullanma hem de tarımsal sulama ihtiyacını karşılamakta sorunlara neden oldu.”“DAMLA SULAMA YÜZDE 60, YAĞMURLAMA YÜZDE 30 TASARRUF SAĞLIYOR”“Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Konya Ovası Projesi (KOP) gibi büyük sulama projelerini bir an önce tamamlamak, kurak toprakları suyla buluşturmak zorundayız” diyen Bayraktar, şu bilgileri verdi:“Kuraklık nedeniyle içme suyu sıkıntısı bile çekiyoruz. Bu durumda tarımda su tasarrufunu en iyi şekilde sağlayan yağmurlama ve damla sulama gibi basınçlı sulama sistemlerine geçmeli, suyun kıt olduğu yerlerde duruma göre ürün desenini değiştirmeliyiz. Karık sulama yöntemine oranla, damla sulama yüzde 60, yağmurlama sulama sistemi yüzde 30 civarlarında su tasarrufu sağlamaktadır. Tarımda su tasarrufu önemli çünkü tarımsal sulamaya yılda 32 milyar metreküp su harcanıyor. Sulama altyapısı büyük kaynak gerektiriyor ama harcanan paranın da kısa zamanda geri dönmesini sağlıyor.“KIRIK, ÇATLAK, PATLAYAN BORULAR YÜZÜNDEN SU KAYIPLARI YAŞANIYOR”Öncelikle su israfının önüne geçmek amacıyla eski ve atıl durumda olan sulama kanallarının yenilenmesi ve sulanamayan arazilerimizin sulamaya açılması gerekir. Ömrünü tamamlamış, eskiyen altyapı boru ve bağlantılarında meydana gelen kırık, çatlak, bağlantı hataları ve patlayan borular yüzünden tüketici sayıcına ulaşana kadar büyük oranda su kayıpları yaşanıyor. Eğer bu kayıplar önlenmez ise milyonlarca metreküp suyumuz heba olacaktır. Ayrıca, ekonomik olarak sulanabilecek ve hala sulamaya açamadığımız 2,77 milyon hektar (Trakya’dan büyük bir alan) tarım arazinin sulamaya açılması için sulama yatırımları ivedilikle tamamlanmalıdır. Sulama yatırımları, sağladığı doğrudan ve dolaylı istihdam, tarıma dayalı sanayinin gelişmesi, enerjide dışa bağımlılığımız ve enerjinin dış ticaret açığına olan etkisi, yağlı tohum ithalatı için ödediğimiz döviz miktarı ve sulama yatırımlarının diğer pek çok yatırıma göre kendisini kısa zamanda amorti ettiği düşünüldüğünde, oldukça karlı yatırımlar olduğu görülmektedir.”“BİLİNÇSİZ SU KULLANIMI HEM TOPRAĞA HEM SU KAYNAKLARINA ZARAR VERİYOR”Üreticilerin suyu bilinçsizce kullanımının, hem kendilerine, hem toprağa hem su kaynaklarına hem de ülkeye zarar verdiğini vurgulayan Bayraktar, “Bilinçsiz sulama nedeniyle binlerce dekar arazi tarım yapılamaz hale gelmiş ve verim kayıpları oluşmuştur. Bilinçsiz sulama sonucunda, toprağa aşırı su verilerek toprak erozyonu, taban suyunun yükselmesi ve toprakta tuzlanma olmaktadır. Sulamanın gecikmesi de bitkide strese ve verim kaybına sebep olmaktadır” dedi.Bayraktar, basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için teşvik ve hibelerin artırılarak üreticiler için daha cazip hale getirilmesi ve modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırmak için gerekli çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiğine dikkati çekti. Şemsi Bayraktar, araştırma-geliştirme (AR-GE) çalışmalarına gerekli destek verilmesi, kurak şartlara uyumlu çeşitlerin ve su tasarrufuna yönelik tekniklerin geliştirilmesinin sağlanması ve kuraklığa dayanıklı tohum kullanımı konusunda çiftçi eğitim ve yayım çalışmaları hızlandırılması zorunluluğu bulunduğunu belirtti.

Ayaş

Tesk Genel Başkanı Bendevi Palandöken:

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Vatandaşlar, tüketici fiyatıyla kasa fiyatına dikkat etmeli” dedi.Son günlerde vatandaşlardan raf ve kasa fiyatı arasında fark çıkması konusunda şikayetlerin arttığını belirten Palandöken, “Dikkatli vatandaşlar raf fiyatının kasada farklı olarak hesaplandığını görünce şikayet ederek hakkını arıyor. Eğer raf fiyatının kasada farklı olduğu görülürse düşük olan fiyat vatandaşın lehine uygulanmak zorundadır. Vatandaşımızın bu konuya azami dikkat göstermesi gerekiyor” dedi.“YENİ ETİKET YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI”Perakende alışverişin en önemli kuralının malların fiyatının görülebilecek şekilde konulması olduğunu söyleyen Palandöken, “28 Haziran’da 2014 tarihinde yayımlanan Etiket Yönetmeliğinde perakende satışa arz edilen malların, ambalajlarının, yahut kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde tüketicinin ödeyeceği tüm vergiler dâhil satış fiyatı ve birim fiyatını gösteren, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulmasının zorunlu olduğu açıklanmaktadır. Etiketlerin gerçeğe uygun, yeterli büyüklükte ve karışıklığa sebebiyet vermeyecek şekilde olması, yanıltıcı ve aldatıcı bilgiler içermemesi, hangi mala ait olduğu açıkça belli olacak şekilde konulması zorunludur. Özellikle, 10. maddede, malın satış fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat uygulanır. Vatandaş hakkını bilip, hakkını aramalıdır” diye konuştu.“ETİKETLER ARTIK ÜRÜNÜN KÜNYESİ”Sebze ve meyve ticareti yapan kişilerin işlemlerini Hal Kayıt Sistemi’ne beyan etmeleri sonucunda ürün künyesi oluştuğunu açıklayan Palandöken, “Ürün künyesi uygulaması hayata geçti. Sebze ve meyveler için adeta bir kimlik vazifesi gören bu künyeler, ürünlerin kasalarının üzerinde yer alıyor. Artık tüketicilerimiz ürünün nerede ve nasıl üretildiğini ürün künyesinden öğrenilebilecek. Örneğin, domates gerçekten Ayaş domatesi mi, organik olarak mı üretildi, taze mi, tüketicilerimiz tüm bu soruların cevabını ürün künyesinden öğrenebilir. Ürün künyesi uygulaması ile kaliteli üretimi teşvik edilmiş oldu. Artık vatandaşın ne aldığını takip etmesi gerekiyor” dedi.

Polatlı

Polatlı Kent Konseyi’nden 200 Aileye Ramazan Yardımı

Polatlı Kent Konseyi, ramazan destekleriyle ilçedeki 200 aileyi neşelendirdi. Konsey Başkanı Serpil Öztürk ve idare heyeti azaları, ilçede bulunan dar kazançlı vatandaşları konutlarında ziyaret ederek içerisinde muhtelif yiyecek maddelerinin bulunduğu ramazan takviyeyi kolilerini dağıttı. Öztürk, yaptığı açıklamada, konsey azalarının kendi ihtimalleriyle hazırladıkları yiyecek kolilerini ilçede bulunan 200 ailenin konutlarına giderek, onları rencide etmeden tek tek dağıttıklarını belirterek, şunları kaydoldu: “Affedilme ve bereket ayı ramazanın manevi havasına uygun hareket ederek kendi olanaklarımızla hazırladığmız içerisinde akışkan yağdan, makarnaya, çaya, şekere kadar bir ailenin gereksinim dinlediği yiyecek maddelerinin bulunduğu takviye kutularının tedarik edilmesine katkı sunan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum.”

Nallıhan

Beypazarı’nda Trafik Kazası: 1 Ölü 3 Yaralı

Beypazarı’da meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü 3 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Beypazarı çıkışı Çayırhan yolu 2. kilometrede Başören yolu kavşağında, Nallıhan yönüne giden Tolga Çağlayan yönetimindeki 06 NCT 29 plakalı araçla, Gökhan Sucu yönetimindeki 06 BCR 66 plakalı araç çarpıştı. Kazada yaralanan sürücü Gökhan Sucu hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Diğer sürücü Tolga Çağlayan ve araçtaki İbrahim Ahmet Kumcuoğlu, Filiz Yenigün ise çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılar, Beypazarı Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Ayaş

Ayaş Antik Kenti’nde Yeni Mozaikler Bulundu

Yumurtalık ilçesindeki Ayaş Antik Kenti’nde süren kazı çalışmalarında yeni mozaiklerin sarihe çıktığı bildirildi. Şehir Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yapılan açıklamada, kazı alanında yeni bulunan mozaiklerin “Aigeai” olarak da öğrenilen Ayaş Antik Kenti’nin turizm merkezi olması açısından büyük ehemmiyet taşıdığı kaydolundu. Ayaş Antik Kenti’nin tarihine ışık yakalayacağı belirtilen ve müdürlüğün titiz çalışmaları neticeyi ortaya çıkarılan mozaiklerin bölgeyi gösterişli günlerine tekerrür kavuşturacağı ifade edildi. Mozaikler ve harabelerin, kentin geçmişine ışık yakaladığı, yarıyılında ehemmiyetli bir liman kenti olan Ayaş’ın öğrenilirliğinin çoğalmasında tesirli olacağı aktarılan açıklamada şu bilgilere yer verildi: “Müzenin geçen senelerde yaptığı kurtarma kazıları neticeyi ortaya çıkarılan mozaiklerde, Eroslar hippokamposlar üzerinde balık meblağken, olta ve ağ ile balık avlarken tasvir edilmiş. İlk kez Anadolu’da ve dünyada Eroslar erişkin birer avcı pozisyonunda Yumurtalık mozaiklerinde tasvir edilmiş. Bu da mozaiğin arkeoloji dünyasında ehemmiyetli ve istisnalı bir yer edinmesini sağlıyor.” En parlak yarıyılını milattan evvel 1. asırda yaşamış olan Ayaş kenti, antik yarıyılın en büyük sağlık kurumularından birine konut sahipliği yapması ve Roma İmparatorluğu yarıyılında Anadolu’yu Suriye ve Mezopotamya’ya bağlayan anayolun üzerinde çok ehemmiyetli bir donanma üssü olması nedeniyle bölgenin en ehemmiyetli kentlerinden biri olarak kaynaklarda yer alıyor.

Polatlı

Sakarya Nehri Kurudu

Sakarya Nehri’nin Polatlı’dan geçen kısmı, zirai sulamayla yataktan fazla su çekilmesi sebebiyle kurudu. Nehrin, Polatlı’ya bağlı Karacaahmet, Sazılar, Ömerler, Kıranharmanı ve Yeniköseler köylerinden geçen kısmı kurudu. Nehir yatağında sulama emelli dinamolar sustu, balıklar telef oldu. Pancar ve soğan çiftçisi, kaygılı biçimde meseleye çözüm bulunmasını bekliyor. Yeniköseler Semti Muhtarı Ali Alcin, yaptığı açıklamada, Sakarya Nehri’nin üst kısmında bulunan üreticilerin yaptığı kaba sulama yapması sebebiyle nehrin alt tarafında kalan köylere suyun erişmediğini ileri sürdü. Muhtar Alcin, “Sulama yapamazsak mahsullerimiz tarlada kalacak. Zati buğday ve arpayı dolu vurdu, kuraklık oldu. Yetkililerden bu sualin bir an evvel çözüme kavuşturmalarını bekliyoruz” biçiminde konuştu. Üretici Ferruh Şimşek ise nehir kenarında arazisi bulunan çiftçilerin her yıl bu meseleyi yaşadığını ve mahsullerin sıcaktan yanma riski ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Öte yandan Sakarya Nehri’nin kaynağına yakın kısımlarda bulunan Türktaciri, Yaralı gibi köylerde su kasveti bulunmuyor.

Polatlı

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Büyükberber:

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, Polatlı Üniversitesinin kurulmasında önemli rol oynayacak Polatlı İlahiyat Fakültesi binasının tamamlanamaması nedeniyle öğrenci alamadığını, ilçe halkının binayı tamamlayarak bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Büyükberber, yaptığı açıklamada, fakültelerin kurulmasında en kolay işin binanın tamamlanması olduğunu anlatarak, “Siz Polatlılılardan tek istirhamımız, şu fakültenin bir şekliyle kaba inşaatını çıkartın. İçerisini döşemek, içerisinin hocasını bulmak, öğrencisini bulmak bizim için hiç problem değil. 1800 öğrenci zaten hazır. Hacettepe’den Polatlı’daki meslek yüksekokullarını devralmak için gerekli anlaşmaları yaptık” diye konuştu. Üniversitenin kurulması için 3 fakültenin önemli olduğunu vurgulayan Büyükberber, “Uygulamalı bilimler fakültesi, milli eğitim komisyonunda bekliyor. Üçüncü fakülte ama gelse ne yapacak, gelse nereye bu fakülteyi açacağız, onun da hocaları hazır. O nedenle hakikaten iş sizlerin himmetine kalıyor, uğraşına kalıyor. Siz binayı bitirin içerisini yapmak 20 milyon da olsa, 30 milyon da olsa bu devlet için hiç bir şey değil” ifadesini kullandı. Kaymakam Gürsoy Osman Bilgin ise ilçenin önünde önemli bir fırsat geçtiğini, 120 bin nüfuslu şehir için 8-10 milyon liralık bir binayı tamamlamanın sorun olmadığını belirtti. Bilgin, ‘Bu bina Polatlı Üniversitesi için bir dönüm noktası olacaktır. Bu açıdan Polatlılı bütün kardeşlerimize, çiftçimize, esnafımıza, tüccarımıza, kamu çalışanlarına az veya çok büyük görev düştüğü kanaatindeyim” dedi. Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, Anadolu’nun pek çok şehrinin üniversite sayesinde kalkındığını, bin 8 yüz öğrencisi bulunan ilçenin 10 bin öğrencinin eğitim gördüğü müstakil Polatlı Üniversitesine kendini hazırlaması gerektiğini dile getirdi. Yıldızkaya, “Bize düşen sayın Rektörümüzün bu ilgisini, Polatlı’ya olan bu alakasını bir fırsata çevirebilmek ve müstakil Polatlı Üniversitesine ulaşmaktır. Bugün ‘Bir tuğlada sen koy’ adlı bir kampanya başlatıyoruz” şeklinde konuştu.

Polatlı

Konya-Istanbul Yht Seferleri Eylül’de Başlıyor

Konya-İstanbul arası dolaysız Yüksek Süratli Tren YHT seferlerinin Eylül ayında başlayabileceği bildirildi.İstanbul-Ankara YHT seferlerinin başlaması beklenirken, Konya-İstanbul arası mümkün dolaysız sefer tarihi de açıklandı. Konya Valiliği’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, iki şehri birbirine dolaysız bağlayacak YHT seferlerinin Eylül ayında başlayacağı bildirildi. Açıklamada, “YHT Konya-Ankara İstanbul seferlerinin başlama tarihinin alana gelen negatiflikler sebebiyle ertelenmesi sebebiyle kamuoyunun bilgilendirilmesi gereksinimi hasıl olmuştur. Buna göre bir huysuzluk ve erteleme olmazsa Mayıs ayının sonu veya Haziran ayının ilk haftasında başlaması tasarlanan seferlerden YHT Ankara-İstanbul seferleri Temmuz ayının 25’inden itibaren başlayacaktır. Konya -İstanbul arası dolaysız YHT seferlerinin başlamasının ise Eylül ayını bulabileceği bildirilmiştir. Ancak Eskişehir veya Polatlı üzerinden aktarmalı olarak Konya’dan İstanbul’a gidilebilmesi muhtemel olabilecektir” denildi.

Nallıhan

Nallıhan’da Trafik Kazası: 1 Yaralı

Nallıhan ilçesinde, otomobilin şarampole devrilmesi sonucu 1 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Hasan Yıldız yönetimindeki 06 EU 855 plakalı otomobil, Nallıhan-Seben karayolunun 8. kilometresinde şarampole devrildi. Kazada yaralanan sürücü, 112 Acil Servis ekiplerince Nallıhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.