Son Yazılar

Polatlı

Sarıçal Mağarası Turizme Kazandırılacak

Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yenice köyünde bulunan Sarıçal Mağarası koruma altına alınıyor. Doğal güzellikleri bulunan mağara turizme kazandırılacak.Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Hassas Alanlar Dairesi Başkanı Ramazan Dikyar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı 9. Bölge Müdürü Erdem Karaağaç, Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik ve Yenice köyü muhtarı Mehmet Bircan mağarada incelemelerde bulundu.Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Hassas Alanlar Dairesi Başkanı Ramazan Dikyar, Polatlı’nın Sakarya Meydan Muharebesi ve Gordion gibi tarihi mekanlarıyla önemli bir tarihi değeri barındırdığını, tabiat varlıklarıyla 3’üncü bir Tarihi Milli Park olabilecek durumda olduğunu söyledi. Dikyar, “Şuanda diğer bakanlıklarımıza buranın tabiat anıtı olması için yazıları yazdık. Görüşleri bekliyoruz, görüşler geldikten sonra inşallah tabiat anıtı olarak ilan edeceğiz. Şimdi tarihi milli park diyoruz. Sakarya Meydan Savaşı’nın olduğu yerleri bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda eski çağa ait Gordion şehrinin de bulunduğu bir yer. Kaynak değeri olarak oldukça zengin bir yer. Gelibolu gibi Allah izin verirse ‘Başkomutan Tarihi Milli Parkı’ üçüncü güzel bir tarihi milli parkımız olabilecek durumda. Potansiyeli oldukça yüksek bir yer.” diye konuştu.Orman ve Su İşleri Bakanlığı 9. Bölge Müdürü Erdem Karaağaç ise mağaranın 337 metre uzunluğunda eksi 4 metre yatay bir mağara olarak Ankara Bölgesi için önemli bir mağara olduğunu dile getirdi.Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik, Ankara bölgesinde tabiat anıtı taşıyan önemli bir mağara olduğunu korumaya alınması için ilgili bakanlıklara başvuruların yapıldığını söyledi. Çelik, Polatlı’nın tarihi ve doğal değeri yüksek bir çok unsura sahip olduğunu belirtti.Mağaranın bir an önce tanıtılması ve evrensel anlamda insanların cazibe merkezi haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Yakup Çelik, “Biz yerel yönetim olarak bu işlerin bizatihi içindeyiz olmasını çok arzu ediyoruz. İnşallah, belki bugünden yarına hemen bir şeyin olması bekleniyorsa bu olmaz ama kendi tabii süreci içinde bu işler ilerleyerek en güzel şekilde Polatlımıza da Ankara’mıza da Türkiye’mize de insanlığa da bunlar kazandırılacaktır. Ben arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.” dedi. Yenice köyü muhtarı Mehmet Bircan da mağarayı çocukluğundan beri bildiklerini, içerisinde hayvan kemikleri, sarkıt ve dikitlerin bulunduğunu ifade etti. Sarıçal Mağarası Turizme Kazandırılacak

Polatlı

Susuzluk Çeken Vatandaşlar Meydana Çıktı

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, yaklaşık 3 aydan bu yana aralıklı olarak su sıkıntısı çektiklerini iddia eden vatandaşlar, seslerini duyurabilmek için Cumhuriyet meydanında eylem yaptı.Ayvalık’ın Aliçetinkaya Mahallesi 1. Sokak, Sefa, Cunda Adası, Sahilkent mevkilerinde evlerinde suların akmaması nedeniyle güçlükler yaşadıklarını belirten vatandaşlar, Ramazan Bayramında kendilerini ziyaret eden konuklarını yaşadıkları susuzluk nedeniyle ağırlayamadıklarını vurguladı. Günlerdir akmayan sular nedeniyle mutfaklarında bulaşıkların, banyoda da çamaşırların biriktiğine dikkat çeken eylemci gurup, Başkan Türközen’e yönelik açtıkları bir pankartta; ‘Su Yoksa Oy da Yok’ mesajını gönderdi. Ayvalık Belediyesi’ne defalarca telefon açıp, Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen ile görüşememekten yakınan eylemciler adına konuşan Solmaz Polatlı adlı bir ev hanımı, “Aylardan beri evimizde su akmıyor. Su sorunumuzun çözümlenmesi için defalarca belediyeyi telefonla aradık. Ama başkanla görüşemedik. Son çare olarak da bugün burada aynı konudan muzdarip vatandaşlarla bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden organize olarak eylem yapma kararı aldık. Bugün burada yaklaşık 20 kişi toplanabildik ama eylemlerimiz su kesintileri sona erinceye kadar her gün akşam saat 18.00’de toplanarak bu eylemimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.EYLEMCİLER KARARLIEylemde konuşan Şükrü Kaygısız adlı vatandaş ise; Ayvalık Belediyesi’nin Altınova’daki su borularından ilçe merkezine gelen yeni su hattının konusunda uzman hiçbir mimar tarafından projelendirilmediğini ve bu yüzden de yeni hattın sürekli patlayarak ilçeyi yaz aylarının yaşandığı en çok suya ihtiyaç duyulan bu günlerde susuzluğa mahkum bıraktığını savundu. Kaygısız, başlattıkları eylemin her geçen gün susuzluktan yakınan vatandaşların katılımıyla artarak çoğalacağını kaydederek, Belediye Başkanı Türközen’in kendileriyle görüşünceye kadar da sürdüreceklerine dikkat çekti.BAŞKAN TÜRKÖZEN SU KESİNTİLERİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTIÖte yandan, Ayvalık’ta yaşanılan su kesintileriyle ilgili Ayvalık Belediyesi web sayfasından resmi bir açıklama yaptı. Türközen yaptığı açıklamada, ‘Kimsenin susuz kalmasını istediğini vurgulayarak, “Ben göreve geldiğimden beri en dikkatli çalıştığım konu su sorunudur. Çünkü kimsenin susuz kalmasını istemiyorum. Çağdaş bir insanın yaşamında su birinci temel ihtiyaçtır.Benden önce mahalleler gün gün su alıyorlardı. Ben seçildiğimden beri arızalar hariç kente devamlı su veren bir belediye başkanıyım. Sistemi düzeltip revize ettik. Yaz kış yaşanan su sorununa çözüm getirerek kente sürekli su verir duruma geldik” ifadelerini kullandı.“400’LÜK POLİETİLEN ASIRLIK SU BORUSU DÖŞEDİK”Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen açıklamasında, “18 kuyumuz mevcut fakat sistemdeki bazı nedenlerden dolayı 13 kuyu ile su basabiliyoruz. Sistem çalıştığı anda 13 kuyu ile basılan su Ayvalık’a yetiyor. Suyun yetmezliği söz konusu değil. Sisteme ek yeni bir hat çektik, 400lük polietilen. Bu asırlık bir yatırımdır. Neden asırlık bir yatırımdır? Çünkü bu boruların ömrü bir asır yani 100 yıldır. Diğer asbes borular zaten ömrünü tamamlamış eski hatlardır. Bu hat üzerinde boru patlakları oluşmaktadır. Polietilen borularda ise böyle bir durum çok nadir görülür. Eski hatlar da polietilen olsaydı susuzluk sorunu olmazdı ama 50 senedir kimse bu konuda çalışma yapmamış. Biz yaptık asırlık polietilen borularla 3. bir su hattı daha çektik. Şu an sistemi çalışıyor. Zaten polietilen hat çalışmasa hiçbir yerde su olmaz” ifadelerine yer verdi.“3. HAT KULLANILIYOR VE ÇALIŞIYOR”Ayvalık Belediyesi olarak Altınova’dan ilçe merkezine uzanan üçüncü su hattının kullanılmadığına dair söylentilere cevap veren Başkan Türközen, “Kullanılmadığını düşünen ya da konu hakkında kaygısı olan herkesi, depolara götürmek ve durumu bizzat yerinde açıklamak üzere Özel Kalemim Sibel Hanım’ı arayarak iletişime geçmeye davet ediyorum” dedi.Türközen açıklamasında, “Ayvalık’ta su basılırken elektrik kesintileri olduğu zaman biz bu elektrik kesintilerinden bilhassa kuyular bölgesinde olumsuz etkileniyoruz. Sistem tamamen çalıştığı zaman Ayvalık’ın hiçbir su sorunu kalmayacaktır. 3. hattın devreye sokulmasıyla yeni bir sistem oluştu bir de eski iki hat olunca 3 hat birden çalışıyoruz. Şimdiye kadar önemli bir su sorunu yaşanmadı. Alibey Adası, Cunda Bölgesi, Yeni Yol tarafında kanalizasyon çalışmalarından dolayı bazı problemler yaşandı. Bunun etkilediği yüksek yerler zaman zaman su alamıyordu. Bayramla beraber nüfus aşırı yoğunlaştı Ayvalık’ta. İkinci günü de iki buçuk saat elektrik kesintisi oldu. Elektrik kesintisinden sonra iki gün önce de 500’lük eski hatta iki tane boru patlağı oldu. Onarımlarını yaptık ve dün su vermeye başladık. Dün akşam saatlerinde de su depolara düştü” ifadelerini kullandı.“GECE GÜNDÜZ EKİPLERLE BİRLİKTEYİM”Susuzluk sorununun geçici olduğunu vurgulayan Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, “Telafi edebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Gece gündüz ekiple beraber gerek kuyular bölgesinde gerek depolar bölgesinde çalışmaları sürdürüyoruz. Çalışmalar ile ilgilenmediğimi düşünenler için söylemek istiyorum ki bunu kanıtlamak ve gösteriş yapmak için fotoğraf çekip yayınlayarak çıkar elde etmek gibi bir gayem olmadı. Onarımlar sonrasında başka bir herhangi bir sorun yaşanmazsa zaten halkımız tarafından su sorunun nasıl ortadan kalktığı gözlemlenecektir” dedi.Ayvalıktaki su kesintilerini kullanarak siyasi rant sağlamak isteyenlerin olabileceğine işaret eden Hasan Bülent Türközen, “Biz tabî ki su veremediğimiz için çok üzgünüz. Ben eğer ki 3. Dönem aday adayı olmayı düşünüyorsam neden kendi kendimi sabote edeyim? Ne kadar su sağlıklı çalışırsa o kadar faydama olacağı belli. Ve benim en önem verdiğim konu su. 10 senelik belediye başkanıyım. Ve su sıkıntısı yaşandığında halkımızın ne denli tepkisinin haklı ve fazla olacağının farkındayım. Aşırı yoğunluk ve boruların patlaması gibi talihsiz sorunlar yaşandığı için bu su sıkıntısı ortaya çıktı. Yine de bu kentin hiçbir yerinde su yok algısı oluşmasın. Şu an su kesintisinin yoğun olduğu yerlerin başında Cunda Adası var. Çünkü Cunda’nın deposuna merkez depodan su gönderiyoruz. Borularda patlak yaşanması durumunda Cunda’ya su gidemiyor” ifadelerini kullandı.“EN SUSUZ HALİ İLE AYVALIK’IN YÜZDE 70’İNDE SU VAR”Türközen yaptığı açıklamada, “Bir de yazlık bölgelerde sorun yaşayabiliyoruz. Sefa’nın en üst tarafları gibi. En susuz halde bile Ayvalık’ın yüzde 70’i ne su verebiliyoruz. Yeni çektiğimiz 3. Hat olmasaydı hiç su olmazdı Ayvalık’ta. Su arızası olduğunda 3. hattın avantajını kullanıyoruz çünkü su daha çabuk gidiyor, daha çabuk depoları dolduruyor. Dediğim gibi bir talihsizlik var ve biz de bunu aşmak için elimizden geleni yapıyoruz. En kısa sürede de aşıldığı hepimiz tarafından görülecektir. Bu sözden çok yaşarak anlaşılacak bir hadisedir” ifadelerini kullandı.Ayvalık’ın normal şartlarda barajdan su alması gerektiğini belirten Hasan Bülent Türközen, “Baraja bir arıtma tesisi yapılsa Küçükköy’e Sarımsaklı’ya hiç pompa istasyonu kurmadan oradan su kendi kendine gelebilir. Biz bunun çalışmasını yapmıştık baraj talebimiz de oldu ancak reddedildi. Daha önce ki belediye başkanları herhangi bir talepte bulunulmadığı için bizim ancak ek talebimiz olabildi. Bu teknik çalışmaları yaptık. Ama bize ek bir talebi karşılayamayacaklarını söylediler. Altınova Belediyesi’nin hakkı olduğu için eğer onlar kabul ederlerse onların hakkından istifade edebileceğimiz söylendi. Altınova Belediyesi de ona göre çalışma yapmış, ücret yatırmış faydalanıyor. O şekilde ne yazık ki tıkandı o çalışma. Biz de barajdan su alabiliyor olsaydık 55 metreye kadar su kendi kendine gelecekti. Cennet Tepesi’ne 30, eski depoya 15 metre su basılması gerekirdi. Bu şekilde hadise daha kolay olurdu. Pompajın da basıncı olmadığı için su patlakları bu kadar fazla yaşanmazdı. Ama biz bu sistemi mecburuz bu şekilde yürütmeye. Su kuyuları açıyorsunuz. Yerin 175 metre 200 metre altına giriyorsunuz. Pompa istasyonundan Ayvalık’a su basıyorsunuz depoya çıkarıyorsunuz o şekilde suyu akıtıyorsunuz” dedi.Türközen açıklamasında, “Elektrik kesintisi ve su borusu patlağı olmadıktan sonra gece gündüz çalışan ekiplerimiz ile birlikte değerli Ayvalık Halkı’nın da sabrı ile bu sorunun üstesinden geleceğiz. Ben Ayvalıklıyım, burada doğdum, burada büyüdüm. 56 yıldır burada yaşıyorum. Ayvalık Belediye Başkanı olsam da olmasam da ben buradan başka bir yere gitmeyeceğim. Üzerime düşen vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum. Ellerim temiz, içim rahat. Ayvalık Halkı’na sabırları ve anlayışı için teşekkür ediyor tek arzumun hep birlikte sağlıklı ve iyi koşullarda yaşamak olduğunu belirtmek istiyorum. Saygı ve sevgilerimle…”ifadelerini kullandı.Öte yandan; Ayvalık Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Cem Dede de yaptığı açıklamasında, Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen’in açıklamalarına destek verdi.TÜRKÖZEN’E MECLİS ÜYESİ CEM DEDE’DEN DESTEK GELDİDede, “Benimde evimin suları akmıyor. Vatandaşlarımızın yaşadığı aynı sorunu bende ailemle birlikte derinden yaşıyorum. Ama söz konusu susuzluk sorunu ile ilgili Ayvalık Belediyesi de tüm imkanlarını seferber etmiş durumdadır. Bizlerde meclis üyeleri olarak sürdürülen çalışmalarda Başkanımız Hasan Bülent Türközen’in sürekli yanında mücadele veriyoruz. Su sorununda kayıtsız kalmıyoruz. Aylardır süren büyük bir titizlikle sürdürdüğümüz çalışmalara rağmen halen daha ilçemizde yaşanılan susuzluk sorunu gerçekten büyük bir talihsizliktir” diye konuştu. Susuzluk Çeken Vatandaşlar Meydana ÇıktıSusuzluk Çeken Vatandaşlar Meydana Çıktı

Nallıhan

Kagik Kadın Girişimcileri Bulacak

TOBB Isparta Kadın Girişimciler Kurulu’nun (KAGİK) Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’na sunduğu Kadın Girişimciliği Potansiyelinin Ortaya Çıkarılması Durum Tespiti ve Yönlendiricilik isimli proje Doğrudan Faaliyet Destekleri Alanında kabul edilerek desteklenmeye değer bulundu.Proje kapsamında, kadın girişimciler ortaya çıkarılıp, yönlendirilerek iş hayata kazandırılacaklar. Proje hakkında bilgi veren KAGİK İcra Kurulu Başkanı Gözde Çağlar, projede, SDÜ’denöğretim üyeleriyle çalışarak tespitlerin yapılacağını bildirdi. Çağlar projenin amacını, “Kadın girişimciliği potansiyelinin ortaya çıkarılarak; durum tespiti ve yönlendiricilik yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda Isparta kırsalını temsilen bir ilçe ve bir belde seçilmiştir. Söz konusu bu mahalli alanlar seçilirken ilgili mahalli idari birim yöneticileri ile yapılan görüşmeler neticesinde yöredeki kadın girişimciliği potansiyelinin varlığını işaret etmeleri etkili olmuştur. Bu genel amaç altında belirtilen özel amaçlar ise Isparta kırsalında girişimci kadınların ortaya çıkarılması, kadınlar tarafından üretilen yöresel ürünlerin marka değeri olma potansiyelinin değerlendirilmesi, kadın girişimciliği konusunda çeşitli projelere imza atan Nallıhan Turizm Gönüllüleri Derneği ile kadınlara rol model olunması amacı ile karşılıklı ziyaretler ve fikir alışverişi, özellikle kent merkezi dışında yaşayan ve girişimcilik yönü eksik olan kadınların girişimcilik konusunda bilgilendirilmesi ve bu yönlerinin ortaya çıkarılması. Ürettikleri ürünlerin marka olabileceği kanısına varmaları ile bu ürünlerin pazarlamalarını yapmaları konusunda cesaretlendirilmeleri” şeklinde açıkladı.İlk olarak saha çalışması yapılacağını belirten Çağlar,”Sonra araştırma alanını temsil eden girişimci kadınların Nallıhan örneği ile karşılıklı öğrenme, iletişim ziyaretleri yapılacak ve ortaya çıkabilecek en az birer ürün için marka değer oluşturma faaliyetleri yapılacaktır. Isparta merkezde 5 gün süreli iki farklı (IYAŞ AVM ve Valilik Önü) sergi ve tanıtım yapılacaktır. Son olarak nihai rapor hazırlanıp, ‘Bölgede Kadın Girişimciliğinin Geliştirilmesi Üzerine Yapabileceklerimiz’ konulu bir çalıştay düzenlenmesi planlanmaktadır” diye konuştu.

Ayaş

Başkan Tuna, Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş’e Veda Yemeği Düzenledi

Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, dört yıldır Sincan için omuz omuza çalıştığı Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş’i Sincan Kültür Evi’nde düzenlenen veda yemeğiyle uğurladı.Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş, Sincan Kültür Evi’nde düzenlenen veda yemeğiyle yeni görev yerine uğurlandı. Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna’nın ev sahibi olduğu veda gecesinde duygusal anlar yaşandı. Sincan’da yıllardır omuz omuza çalıştığı Seçilmiş’e yeni görev yerinde başarılar dileyen Başkan Tuna, Eski Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş ile uzun uzun sohbet etti. Herkesle hatıra fotoğrafı çektirip vedalaşan Yeni İstanbul Zeytinburnu Kaymakamı Ufuk Seçilmiş, anlamlı veda için Başkan Tuna’ya teşekkür etti. Sincan’ı unutmayacağını sözlerine ekleyen Seçilmiş, herkese gösterdiği ilgi ve alaka için teşekkür etti.Duygusal anların yaşandığı veda yemeğine, Ankara Vali Yardımcısı Mehmet Kurt, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Ayaş Kaymakamı Hasan Balcı, Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, Akparti Sincan İlçe Başkanı Ahmet Erbağ, MHP İlçe Başkanı Veysel Alkan, SİSİAD Başkanı Hasan Toprak, Sincan Müftüsü Osman Şener, İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve Sincan Muhtarları katıldı.Eski Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş’e yeni görev yerinden başarılar dileyen Sincan Belediye Başkanı Tuna, “ 4 yıldır Sincan’ın gelişimi için bir arada çalışıyoruz. Sayın Kaymakamımız Ufuk Seçilmiş’i tanımanın mutluluğunu yaşıyorum. Biliyorum ki yeni görev yerinde de kendine yakışır hizmetleri hayata geçirecek. Kaymakamımıza yeni görev yerinde başarılar diliyorum” dedi.

Polatlı

Siirtli Keşli Ailesinin Dramı

Siirt’ten gelerek Muş’un Malazgirt ilçesine bağlı Karakoç köyünde çobanlık yapan Keşli ailesinin 13 çocuğu Papillon-Lefevre sendromu hastalığı ile mücadele ediyor.Siirt’te yaşayan ancak geçim sıkıntısı nedeni ile çobanlık yapmak için Muş’un Malazgirt ilçesine bağlı Karakoç köyüne gelen Mehmet Sait Keşli, modern tıpta Papillon-Lefevre sendromu hastalığı olarak bilinen dişlerin erken kaybı hastalığına yakalanan 13 çocuğunun dertlerine çare arıyor. Akraba evliliğinden kaynaklanan bu hastalık nedeni ile çocukları İhsan (23), Muhbet (26), Hazal (24), Nimet (19), Fatma (15), Naime (7), ve Aslı’nın (18) dişlerinin tamamen döküldüğünü belirten Keşli, Kerem (20), Emin (12), Mehmet (6), Ömer (3), Tarık (2) ve Mülkiye’nin (6 aylık) ise dişlerinin kısmen döküldüğünü belirtti. Baba Mehmet Sait Keşli, “Eşim, yani dayımın kızı ile evlendikten sonra 13 çocuğumuz oldu. 13’üde bu hastalığa yakalandı. Gün geçtikçe çocukların ağzında diş kalmıyor. 7 çocuğun ağzında hiç diş kalmazken 6 çocuğumun da dişleri dökülüyor, çocuklarımın dişi olmadığından kimsenin yüzüne bakamıyorlar. Evlenme çağı gelen kızlarımı kimse almazken çocuklarım çorba ve sulu yemek dışında bir şey yiyemiyorlar. Maddi durumumuz iyi olmadığı için çobanlık yapıyorum ne yapacağımızı şaşırdık, yetkililerden yardım bekliyoruz” dedi.Keşli ailesinin en büyük erkek çocuğu olan İhsan Keşli ise, hastalıkları dolayısı ile diş hekimliğini kazanmak için çok çalıştığını ancak, Ankara Gazi Üniversitesi Polatlı Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü kazanarak öğrenimine devam ettiğini vurguladı. Keşli, “Üniversiteye başladığım günden beri diş hekimliği kliniklerinde hastalığım için muayene ve tedavi olmaya başladım. Buradaki doktorlar, bu hastalığın çaresinin olmadığını ancak diş impalatı yapılması gerektiğini diş impalatının yapılması ile kalıcı bir diş protezine sahip olunacağını söylediler. Dişlerin dökülmesi yanında damak erimesi de olduğundan bacağımdan alınan kemikle çene kemiği yapıldı. Diş impalatının maliyetinin bir kişi için en az 30 bin lira olduğu söylendi ve diş impalatını yaptıramadım. Ailemdeki 7 kişi için 210 bin liraya ihtiyaç var. Kardeşlerim dişleri olmadığından toplumdan sürekli kaçıyor, insan yüzüne çıkmak istemiyorlar. İstediğimiz yemeği yiyemediğimiz gibi çorba ve sulu yiyecekler yiyor ekmeği de ya çorbada veya sulu yemekte ıslattıktan sonra parçalamadan yutuyoruz, en büyük isteğimiz hayırsever vatandaşların bize yardım etmesidir” diye konuştu. Siirtli Keşli Ailesinin Dramı

Polatlı

Kızılay’dan 10 Kez Kan Bağışı Yapanlara Bronz Madalya

Türk Kızılayı, Ankara’nın Polatlı ilçesinde düzenlenen kan bağışı kampanyalarında 10 kez bağış yapan 16 kişiyi bronz madalya ile ödüllendirdi.Türk Kızılayı Polatlı Şube Başkanı Muzaffer Deniz, yaptığı açıklamada, Polatlı’da bir yılda 2 bin 200 ünite kan bağışının yapıldığını bildirdi. Deniz, “Kan veren vatandaşlarımızı onurlandırmak için böyle bir ödüllendirme yaptık. Türk Kızılay’ına 10 kere bağışta bulunan 16 vatandaşımız bronz madalya ile ödüllendirildi. Bu doğrultuda arkadaşlarımız kan bağışlarına devam ettiklerinde 25 kez bağışında bulunduklarında gümüş, 35 kere kan bağışında bulunduklarında altın madalya ile ödüllendirilecek.” dedi. Polatlı halkının kan bağışına karşı çok duyarlı olduğunu kaydeden Deniz, “Ankara’nın ilçeleri arasında en fazla kan veren Polatlı’dır. Polatlı geçen yıl Nisan ayından günümüze kadar 2 bin 200 ünite kan bağışı yaptı.” ifadelerini kullandı.

Yenimahalle

Şans Yine Yenimahalle’ye Güldü

Biri de Osmaniye’den olan talihliler, 629’ar bin lira kazandı.
Hürriyet’in haberine göre, şans oyunlarında 2012 yılında büyük ikramiyeler defalarca aynı yerlere çıkmıştı. 12 kez Ankara Çankaya, 9 kez Antalya Muratpaşa, 8 kez İstanbul Pendik ve 6 kez de Ankara Yenimahalle’den oynanan kuponlara çıkan ikramiyeler tartışma konusu olmuştu. Dünkü

Polatlı

Söke’nin İz Bırakan Garnizon Komutanı İlker Koçak Vefat Etti

Söke’de Garnizon Komutanı olarak görev yaptığı süre içinde ilçede iz bırakan komutanlardan Emekli Topçu Kurmay Albay İlker Koçak vefat etti. Koçak’ın Bodrum’da geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiği öğrenildi.Emekli Topçu Kurmay Albay İlker Koçak 2006-2008 yılları arasında 11.Motorlu Piyade Komutan Yardımcılığı ve Söke Garnizon Komutanlığı görevini yapmıştı. Görev süresi içinde Söke halkı, sivil toplum kuruluşları ile sıcak diyalogları dikkat çeken İlker Koçak; o dönemde Sökespor’a katkıları ile de dikkat çekmişti. Söke Garnizonunda Sökesporlu futbolcular ile askerin karavanasını paylaşan, halk ile iç içe olarak Sökelilerin gönlünde iz bırakan Emekli Topçu Kurmay Albay İlker Koçak’ın vefatı ilçede üzüntü yarattı. Emekli Topçu Kurmay Albay İlker Koçak’ın cenazesinin Ankara Polatlı’da defnedildiği öğrenildi.

Polatlı

Çobanların Köpek Taşlama Kavgası Kanlı Bitti: 1 Ölü, 1 Ağır Yaralı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Polatlı İşletmesi’nde çalışan çobanlar arasında çıkan kavga kanlı bitti. Üç çoban arasındaki kavgada çobanlardan biri hayatını kaybederken diğeri ağır yaralandı.Koyun ağılında çalışan çobanlar Sabri D. (17) ve İsmail D. (33) ile Nurullah D. (33) arasında bir gün önce köpek taşlama meselesi yüzünden kavga çıktı. Ertesi gün de devam eden kavgada Nurullah D., Sabri D. ile İsmail D.’yi bıçakla yaraladı. Sabri D., olay yerinde hayatını kaybederken, İsmail D. ise ağır yaralandı. İlçe Jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Nurullah D. çıkarıldığı adli makamlarca tutuklandı.

Polatlı

Polonyalı Türkoloji Öğrencileri Hacettepe’de

Türkoloji’nin merkez üssü olma yolunda ilerleyen Hacettepe Üniversitesi, Polonyalı Türkoloji öğrencilerini ağırlıyor. Geleceğin Türkologları, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nün mihmandarlığında dolu dolu bir Türkiye macerası yaşıyor.Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer’in girişimleri ile başlatılan proje çerçevesinde Polonyalı Türkoloji öğrencileri, 24 Temmuz-21 Ağustos tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Türkçe dersleri ile Türk tarihi ve kültürü üzerine seminerlere katılmak üzere Ankara’ya geldi. Rektör Tuncer, bu ve benzeri etkinliklerin önemli olduğunu belirterek, “Hacettepe’nin hedefleriyle uyumlu bir faaliyet gerçekleşiyor. Üniversitemiz Türkoloji ekseninde de öncü rol oynuyor” dedi.Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü ve Hacettepe TÖMER aracılığı ile yürütülen projede, Türkçe derslerinde öğrencilerin gramer bilgileri ile konuşma, anlama ve yazma becerileri geliştirildi. Polonyalı genç Türkologlara Türk tarihi, Türkiye’nin sosyal yapısı, Türkiye turizm coğrafyası, Türk sanat tarihi ve Türk kültürü üzerine seminerler düzenlendi. Projenin bir ayağını da kültürel etkinlikler oluşturdu. Beypazarı’na giden öğrenciler şehrin tarihi ve kültürel atmosferine hayran kaldıklarını ifade etti. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Ankara Kalesi’ni de gezen Polonyalı genç Türkologlar, ileride lisansüstü eğitimlerini Türkiye’de yapmak, özellikle de Ankara’da Hacettepe’de bulunmak istediklerini belirtti.Polonyalı misafirler önümüzdeki günlerde Polatlı Gordion antik yerleşim yeri ve Kapadokya’yı da ziyaret edecek.”TÜRK KÜLTÜRÜNÜ SEVDİK”Öğrenciler, bilimsel çalışma ve Türkçe derslerinin yanında kültürel etkinliklerin de yer almasını son derece yararlı bulduklarını vurguladı. Varşova Üniversitesi Türkoloji Bölümü doktora öğrencisi Jacek Jarmoszko, Hacettepe’de bulunmaktan son derece memnun olduklarını, arkadaşlarının Türkiye’yi ve Türk kültürünü çok sevdiklerini ve Türkçe öğrendikleri için çok şanslı olduklarını söyledi.Projeyi yürüten Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Yunus Koç, 25 Temmuz Perşembe sabah saatlerinde Ankara’ya ulaşan 14 kişilik grubun Polonya-Türkiye arası uçak masraflarının sponsor Gülermak firması tarafından karşılandığını bildirdi. Polonyalı Türkologların Türkçe konuşma ve anlama becerilerinde on gün içerisinde gözle görülür bir gelişme tespit edildiğini ifade eden Doç. Dr. Koç, hazırladıkları proje ve lisansüstü eğitim olanakları ile Hacettepe’yi Türkoloji’nin merkez üssü haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.“HACETTEPE TÜRKİYAT’IN ÖRNEĞİ YOK”Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde açılan Türkiyat Araştırmaları yüksek lisans ve doktora programlarının benzerinin Türkiye’de örneğinin bulunmadığını vurgulayan Doç. Dr. Koç, “Disiplinler arası yaklaşım ve kültür eksenli hazırlanan programlarda, Türk sanat tarihinden Türkiye’nin sosyal yapısına, göç sorunlarına, Osmanlıca’dan Türk dili tarihine, kaybolan Türk lehçelerinden Türk sözlükçülüğüne kadar oldukça geniş bir yelpazede dersler bulunuyor. Enstitüde yürütülen bütüncül ve disiplinler arası nitelikteki yüksek lisans ve yeni açılan doktora programlarında, Türkoloji’nin dünyadaki benzerleriyle aynı çerçevede ama Türkiyat perspektifli bir yaklaşım izleniyor. Aynı eksende çok değerli bilimsel katkılar getiren tezler yaptırılıyor. Yurtdışındaki Türkolojilerin Türkiye’deki tam karşılığı da Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü. Lisansüstü eğitim amacıyla gelen genç Türkolog adaylarının iyi yetişmeleri için her türlü imkanı seferber etmenin çabası içindeyiz” dedi.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.