İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘kent uzlaşısı’ soruşturmasında kapsamında tutuklanmasına siyasilerin tepkileri sürerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan son konuşmasında “Kuzu postuna bürünmüş sırtlanları, yanımızdaki yöremizdeki riyakarları da çok iyi biliyoruz. Kadim öğretimiz bize insanlık aleminin tamamını kucaklamakla mükellef olduğumuzu söylüyor. AK Parti kapısını çalan herkesi içeriye buyur etmek zorundayız” ifadelerini kullanmıştı.
Gözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerle kimi yada kimleri kast ettiğine çevrilmişken Nuray Babacan, bugünkü köşesine bu sözün hedefindekileri taşıdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhatabının kim olduğuna ilişkin farklı yorumlar yapıldığını belirten Nuray Babacan yargı konusundaki analizlere dikkat çekti.
‘Muhalefetin sürekli şikayetçi olduğu, ‘hak, hukuk ve adalet’ üçlüsünün yok sayıldığı yargı sistemiyle ilgili AKP içinde de serzenişler olması ilginç’ diye belirten Babacan yorumları şöyle kaleme aldı:
‘…Yargı mekanizması işlemiyor ya da kendi gündemlerine göre işletiliyor. Yargıdaki her kademe, kendini adeta Anayasa Mahkemesi yerine koyuyor.
İktidarın ilk operasyonu, HSYK’nın yapısını değiştiren yasa düzenlemesiyle yapıldı. Bu süreç, daha düzgün bir yargı altyapısı için kullanılabilecek iken, değişiklik FETO için büyük fırsata dönüştü.
FETÖ’nün müdahaleleriyle yargının ne hale getirildiğini geç fark ettik. 15 Temmuz tüm FETÖ’cülerin yargıdan temizlenmesi ve yeni bir sürecin başlaması için iyi bir fırsat olabilirdi. Ancak, bu dönemden sonra yüksek yargıda bu kez milliyetçi kadrolar çok etkin oldu. Yapılan hakim ve savcı alımlarında çoğu deneyimsiz olan kadrolar ise etki alanı yaratamadı.




Yorumlar kapalı.