‘Umut hakkı’nın kişiye özgü veya münfesih terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik bir tahliye imkanı olmadığını vurgulayan Uçum, “Umut hakkı doğrudan tahliye de sağlamaz. Umut hakkı, bir af uygulaması ise hiç değildir. Daha da önemlisi, umut hakkı bağımsız bir hak değil şartla salıverilme imkanının başka türlü ifadesidir” dedi.
Umut hakkı nitelemesinin şartla salıverilme anlamına geldiğini ifade eden Uçum, şartla salıverilmeden farklı ve umut hakkı denen ayrı bir hukuki kurum olmadığına vurgu yaptı. Uçum, “Bizim mevzuatımızda da umut hakkı nitelemesi kullanılmaz. Koşullu salıverilme kavramına yer verilir” diye yazdı.
“Şartla salıverilme, hükümlülere tanınmış bir haktan ziyade en azından başlangıç açısından bir hukuki imkandır” diyen Uçum, “Çünkü şartla salıverilme bir hak olarak doğrudan devreye girmez. Gerçekleşme koşulları tamamen hükümlüye bağlıdır. Bunlar da kanunda belirtilen asgari cezayı çekmek ve bu süre boyunca iyi halli olmaktır” ifadelerini kullandı.
Hiçbir hükümlünün başlangıçtan itibaren kesin olarak şartla salıverilme hakkına sahip olmadığına vurgu yapan Mehmet Uçum, “Sadece şartla salıverilme umudu vardır. Bunun için asgari cezanın iyi halli çekilmesi koşulu ilk aşamadır. İkinci aşama bu konuda bir idari raporun ve infaz yargısı kararının olmasıdır. Bu iki aşama olumlu tamamlanınca kişi koşullu olarak salıverilir. Koşullu salıverilme de bihakkın tahliye yani infazın tamamlandığı anlamına gelmez. Ancak koşullu salıverilme süresince kasten yeni bir suç işlenmemesi ve varsa belirlenmiş yükümlülüklere uyulması halinde infaz tamamlanmış sayılır. Aksi halde kişi hem önceki cezasından bihakkın tahliye tarihine kadar kalan cezayı çeker hem de yeni suçtan dolayı infaz kurumunda daha fazla kalır. Yani koşullu salıverilmeden daha geç yararlanır” değerlendirmesinde bulundu.
Umut hakkının ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm almış herkese şartla salıverilme umudunu vermek anlamına geldiğini ifade eden Uçum, şunları aktardı: “Doğrudan bir hak tanımlamak değil bir hukuki imkan sağlamaktır. Bunun temel sebebi, genel olarak cezanın infazından beklenen amaçtır. Bu amaç, hükümlünün yeniden toplumla uyumlu olacağı bir duruma gelmesidir. Bu bakışla, ömür boyu infaz kurumunda kalmayı zorunlu kılan yasal düzenlemeler cezadan beklenen amaçla bağdaşmaz. Hükümlüye ‘bir gün gün ışığına çıkma umudu’ tanımayan infaz sistemi, cezanın genel amacından uzaklaşmış olur. Bununla birlikte bazı suçlar bakımından şartla salıverilme imkanının verilmediği sistemler de vardır. Türkiye’de de bazı suçlar kapsam dışı tutulmuştur.”
Şartla salıverilme imkanının, şu anda kapsam dışında olan suçlardan hükümlü olanlara da tanınırsa yine şartla salıverilmenin esaslarının uygulanacağını kaydeden Uçum, “Otomatik bir tahliye uygulaması olmaz. İdare ve gözlem kurullarının altı ayda bir değerlendirme yaparak oluşturacağı rapora ve İnfaz hakimliğinin kararına göre işlem yapılır. Şartla salıverilme kararının çıkabilmesi için hükümlünün çektiği ceza süresince iyi halli olduğunun tespiti gerekir. Aksi halde cezasını çekmeye devam eder” açıklamasını yaptı.




Yorumlar kapalı.