Davacı tarafın, “600’den fazla üye ve üye olmayan delegenin oy kullandığı” yönündeki iddiası da incelendi. Gerekçeli kararda, Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’nun verdiği cevabi yazıda oy kullanan delege sayısının açıklandığı ve bu durumun yasa ve tüzüğe aykırılık taşımadığı vurgulandı. Böylece bu itiraz da reddedildi. Mahkeme, ‘delegelere menfaat sağlandığı’ iddiasının mutlak butlan oluşturacak nitelikte somut bir belgeyle desteklenmediğini belirtti. Kararda, mutlak butlanın yalnızca kanunsuzluk, ehliyetsizlik, muvazaa ya da emredici hukuk kurallarına aykırılık gibi hallerde söz konusu olabileceği, tanık dinletilerek ispatın mümkün olmadığı ifade edildi.
CHP kurultaylarında oylamaya hile karıştırıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması talebi de reddedildi. Mahkeme, ceza yargılamasında verilecek olası cezaların sadece kişisel sorumluluk doğuracağını, seçimlerin butlanına yol açmayacağını kaydetti. Gerekçeli kararda, “Somut olayda delegenin dolandırıldığına ilişkin bir fiil mevcut değildir” denildi. Mutlak butlan nedenleri arasında yer alan ‘genel ahlaka aykırılık’ başlığı da incelendi. Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nda genel ahlaka karşı suçlar olarak düzenlenen fiillerin (müstehcenlik, fuhuş, kumar vb.) olayla ilgisinin bulunmadığını belirtti. Ayrıca, oy kullanan delegelerin ehliyetsizliği, muvazaa ya da şekil şartına aykırılık gibi başka mutlak butlan koşullarının da ispatlanamadığına dikkat çekildi.
Mahkeme, delegelere menfaat sağlandığı iddiasının hukuken mutlak butlan doğurmadığını, bunun ancak ‘siyasi ahlak’ bağlamında tartışılabilecek bir konu olduğunu belirtti. Seçim sonuçlarının butlanla iptaline dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, seçim sonuçlarıyla ilgili münhasır karar merciinin ise seçim yargısı olduğu hatırlatıldı.



