Duruşma sonunda mahkeme heyeti ceza davasına işaret ederek görevsizlik kararının kesinleşmesini bekleyeceklerini belirtti. Duruşma 8 Eylül’e ertelendi.
Anayasa hukukçusu Şule Özsoy Boyunsuz duruşmaya ilişkin Gerçek Gündem’e şu değerlendirmede bulundu:
“Bugünkü duruşma yargılamanın süreç odaklı olduğunu, maksadın siyasi ve CHP’yi tartışmak üzere olduğunu doğruluyor. Çünkü dava mümkün olduğu kadar uzatılıyor. Özgür Özel bunu tahmin ettiği için süreç odaklı olduğunu ısrarla tekrarlıyor. 8 Eylül’de kararın çıkması gerek. Hukukun katresi varsa bunu reddedip, ‘bu seçim yargısının işidir’ denip çekilmesi lazım. İçerik olarak da bir şey yok zaten. 4 kişinin ifadesiyle olacak iş değil.”
38. Kurultay’ın ardından bir olağanüstü kurultay daha yapıldığını hatırlatan boyunsuz “Mevcut yönetim tartışılan seçimle göreve gelmedi, tartışmalı seçimin üzerine bir olağanüstü kurultay yapıldı. Bunu hiçe sayıp, şikayet edilen kurultayla seçilen yönetimin tüm kararlarını yok hükmünde saymak diye bir şey olamaz. Büyük bir hukuki kaos ya da kargaşa yaratır. Mahkeme kararıyla yönetici atanamaz, anayasaya o kadar aykırı bir durum ki her parti için rasyonel olmayan bir durum doğurur. O yola girecek kadar şuursuzlaşmış olduklarını düşünmüyorum. En sonunda bir görevsizlik kararı çıkacak” dedi.Sürecin siyasi etkilerine de değinen Boyunsuz “Bu süreç CHP seçmeniyle birleştiren bir etki yarattı. Kılıçdaroğlu istenmiyor, bir nefret objesine dönüştü” ifadelerini kullandı.
Avukat Hüseyin Ersöz de sürecin hukuki boyutuna değinerek mahkemenin ertelenmesinin hukuki gerekçesinin olmadığını belirtti. Ersöz davanın ertelenmesiyle ‘makul sürede yargılanma hakkına’ vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Ceza yargılaması tarafındaki bir görevsizlik kararının neticesinin beklenmesi olağan bir yargılama sürecinde bekletici mesele olarak görülmesi çok da mümkün değildir. Bu çerçevede hakimin kurultayın iptaliyle ilgili değerlendirmesini yaparken sonuca etki edecek usulsüzlüklerin gerçekleşip gerçekleşmediğine göz önüne alması gerekir. Kamuoyuna yansıyan bilgilerden bu durumun gerçekleşmediği ve birkaç soyut iddia dışında kurultayın iptalini gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılabiliyorken mahkemenin duruşmayı eylül ayına erteleyerek kararı geciktirmesi hem makul sürede yargılanma hakkı hem de tarafsız mahkeme prensibiyle tartışmaya açacak bir durum oluşturmaktadır. Davaya bakan hakimin bu tartışmaya izin vermeyecek şekilde yargılama faaliyetini yürütmesi ve neticelendirmesi esas olandır. Bunun yapılmamış olması yargılamanın meşruluğuna da gölge düşürebilecektir.”




Yorumlar kapalı.