Geleneksel soğutma sistemleri, çoğu zaman ozon tabakasına zarar veren ve küresel ısınmayı tetikleyen soğutucu gazlar kullanmaktadır. Slovenya’da geliştirilen bu yeni sistem ise gaz yerine metal alaşımlar üzerinde çalışan elastokalorik prensiple ısı transferi sağlıyor. Bu sayede doğaya zararlı kimyasal sızıntılar, karbon salımı ve zehirli gazlar tamamen devre dışı kalıyor.
Yeni teknolojinin temelinde, nikel ve titanyumun özel bir alaşımından elde edilen metallerin bükülmesiyle ortaya çıkan ısı alışverişi yatıyor. Bu fiziksel etki sayesinde enerji, metal yüzeyler üzerinden mekanik hareket yoluyla aktarılıyor. Sistemde gaz basıncına, kompresöre ya da klasik soğutma devrelerine ihtiyaç duyulmuyor.
“SMACool” adlı ilk cihaz prototipi, laboratuvar ortamında test edilmeye başlandı. İlk verilerde yaklaşık %15’lik bir enerji verimliliği elde edildi. Mevcut buzdolabı ve klimaların %20–30 seviyelerinde çalıştığı göz önüne alındığında sistemin geliştirilmeye açık olduğu görülüyor. Araştırma ekibi, verim oranının kısa sürede artırılabileceğini belirtiyor.
“E-CO-HEAT” adı verilen Avrupa Birliği destekli proje kapsamında geliştirilen sistem, yalnızca Slovenya ile sınırlı kalmayacak. Almanya, İtalya ve İrlanda’dan üniversiteler ve özel sektör temsilcileri de bu yenilikçi teknolojiye katkı sağlıyor. Proje ekibi, 2026 yılı itibarıyla yeni cihazların dünya genelinde satışa sunulacağını açıkladı.
Slovenya’nın öncülüğünde geliştirilen bu çevreci sistem, enerji tasarrufunun yanı sıra iklim kriziyle mücadeleye katkı sunan sürdürülebilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda evler, iş yerleri ve endüstriyel alanlar bu çevreci teknolojilerle duluşabilecek.




Yorumlar kapalı.