TOKİ’ye yaptıracağınız hâlde inanmayıp amacınızı bile sorar, tartışırlar. Müteahhitlerinizi şimdi de buradan mı zengin etmeye çalışıyorsunuz, Hazine garantisi de verecek misiniz, inşaat rantını sürdürmek için mi buldunuz bu projeyi, kimin fikri, deprem toplanma alanlarının başına gelenler sığınakların başına da gelmeyecek mi, onları amacı dışında kullanılmaktan koruyamayan bunları nasıl koruyacak diye ileri, geri soruyorlar da…
Ayrıca 87’de çıkan bir sığınak yönetmeliği duruyor zaten, belirli büyüklükteki her bina ve tesise sığınak yapmayı şart koşuyor. Ama uygulanmıyor, zorunlu sığınaklar depo, otopark olarak kullanılıyormuş.
Her binaya sığınağı denetleyip uygulanmasını sağlamak mümkünken her ile, kime yeteceği belirsiz sığınaklar yapmak izaha muhtaç.
Avrupa örneklerindeki gibi metro, garaj, tünel altyapıları da acil durum planlarıyla değerlendirilebilir.
Dolayısıyla kapasitesi tartışmalı sığınak projesinin hangi ihtiyaçtan doğduğu anlatılmayı bekliyor.
Haksız zandan kurtulmanın, şüpheleri gidermenin yoluysa belli. Ciddiyseniz ve sığınakları âfetle savaşa tedbir olarak düşündüyseniz… Milleti her türlü senaryoya hazırlayacak el kitapçıklarıyla bunu gösterirsiniz, kimsenin söyleyecek lâfı kalmaz.
Geçen yıl yazmıştım…
İsveç’te, Norveç’te, Finlandiya’da evlere dağıtılan veya dijital olarak sunulan o küçük rehberler bizde niye yok?
“Kriz ya da Savaş Çıkarsa” kitapçıklarından bahsediyorum. Halka, cep telefonunu nasıl şarj edeceğinden üç günlük su ihtiyacını nasıl depolayacağına kadar yol gösteriyorlar.
NATO koruması altındaki ülkelerin ‘ilk günlerde evde nasıl hayatta kalınır’ broşürleri bunlar. Rus tehdidi kapılarına dayandığı için halklarını hazırlıyor ve Rusya’ya savaşı göze aldıkları, sonuna kadar direnecekleri mesajı veriyorlar.
Demiştim ki…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Milli Savunma Bakanı Güler gibi yetkililerimiz, İsrail saldırganlığının bizi de hedef alabileceğinden söz ediyor. Yeni bir dünya savaşının içinde de bulabilirmişiz kendimizi.




Yorumlar kapalı.